Cumhuriyet Halk Partisi’nin 3 günlük kurultayı başlıyor. Kurultay salonunda sözleri Nazım Hikmet’e ait olan ve Edip Akbayram’ın da çok güzel söylediği “Güzel günler göreceğiz çocuklar” şarkısını sık sık duyacağız.
Türkiye’nin kurucu ve en köklü partisi zor günlerden geçiyor. 2023 yılındaki seçim kaybı ve ardından başlayan değişim süreci ve 2024 yılındaki büyük başarının ardından CHP’de bu kurultay hem parti içi tartışmalar hem de iktidar ile mücadele hem de olası bir seçim nedeniyle önemli.
CHP’nin şu anda 22 MYK üyesi var, MYK içerisinde gölge kabine de var. Kabine artık MYK içerisinde olmayıp Cumhurbaşkanlığı Ofisi’ne dahil edilecek. Yani “gölge kabine” çalışmalarını İmamoğlu aday ofisi ile yakın sürdürecek. CHP MYK’nın ise 12-14 kişiden oluşması bekleniyor. Yani daha az ve daha aktif ve teknik konularda çalışan bir MYK. Elbette ofis ile irtibatı da güçlü olan bir MYK kurulacağı da belirtiliyor. Gelen bilgilere göre MYK’da da büyük oranda bir değişim olacak. “Ekrem İmamoğlu’na yakın” olarak adlandırılan isimlerin hem PM’de hem de MYK’da artacağına dair iddialar var. CHP’de Parti Meclisi listesi geleneksel olarak son gün son dakika sunulana kadar değişiklik gösterir. Bu iddiaların birçoğu doğrulanmakla birlikte Pazar günü detayı, Özgür Özel’in sunacağı listeyi göreceğiz.
CHP geçtiğimiz günlerde Parti Programı’nı açıkladı ve taslağı görüşlere açtı. Özellikle sol cenahtan eleştiriler var. Oğuz Oyan’ın sol haber sitesinde yayımlanan yazısı eleştirileri görmek için okunabilir. Bu eleştiriler kurultayda dillendirilecektir. Özellikle “laiklik” üzerinden bazı sert eleştiriler gelmesi muhtemel.
Programın kısa özetini yaparsak parlamenter sistem öneren ve “demokrasi”, “adalet” “eşit yurttaşlık”, “kalkınma” ve “toplumsal barış” gibi kavramlar üzerinden yükselen bir program görüyoruz. Yargı bağımsızlığı, sosyal devlet gibi ana çerçeveler oldukça güçlü. Özgür Özel’in yapacağı konuşmada da sosyal devlet vurgusunu sıkça göreceğiz. Peki bu çerçeve yeterli mi? Hemen yanıt verirsek; elbette değil.
CHP’nin program sonrası asıl işi yeni başlıyor. Program çerçevesi ana kavramları iyi konulmuş olsa da içerik olarak detaylandırılması, daha somutlaştırılması ve artık CHP’nin topluma vaatlerini net şekilde koyması şart. Bu durumun Özgür Özel de farkında olacak ki, Cumhuriyet gazetesine verdiği röportajda (27 Kasım) “Programımız, ülkenin anayasası gibi geniş bir tarife sahip. Ama çok somut şeyler de var. Bu programdan sonra CHP sorunları söylemekten çok, çözümleri söyleyen yeni bir evreye geçiyor. Program seçim vaadi duymak isteyenler için hâlâ soyut kalabilir” diyor. Yani artık bu programı “kanlı canlı” hale çevirme çalışmalarına CHP’nin başlaması ve bu süreci hızlı-üretken bir şekilde gerçekleştirmesi gerekiyor. Son 2 yılda farklı toplantılarda denendi ama bir-iki birim dışında bunu yapabilen olmadı. Elbette, şu gerçeği de görmek gerek; Özgür Özel genel başkan olduktan çok kısa süre sonra yerel seçim sürecini yönetti, adayları belirledi, belediye operasyonlarıyla sarsıldı, partisinin Cumhurbaşkanı adayı ve en güçlü isimlerinden biri tutuklandı, davalar açıldı, butlan tehdidi ile CHP sınandı, İstanbul İl Başkanlığı’na kayyum atandı ve hala görevde, 4 kez kurultay yapıldı. Yani normal bir ülkede 15 yılda yaşananlar 2 yılda yaşandı desek yeridir. Hatta şimdi belki de bir kapatma davası ile karşı karşıya kalacak. Bu süreçleri görmeden, “CHP de bu konuda geri kaldı” demek haksızlık da olur. Bu süreçte parti içi muhalefetin özellikle de Kemal Kılıçdaroğlu’nun başını çektiği parti içi muhalefetin çok canlı olduğunu unutmamak gerek.
Ancak ne olursa olsun toplum artık CHP’den net ve somut adımlar bekliyor. Pazarda zorluklarla alışveriş yapmaya çalışan kadının, evde çayını zor kaynatan emeklinin, tarladaki ürününü düşünen çiftçinin, dersini okulda yemek yiyemeden karnı aç dinleyen öğrencinin, üniversiteye evladının nasıl gidip geleceğini düşünen babanın, yani toplumun temel sorunlarının, ekonomik ve adalet problemlerinin sadece “çözüleceğini” vaat eden değil, nasıl, hangi yöntemle, hangi kaynakla çözüleceğini de görmek isteyenler az değil. CHP, “güzel günler göreceğiz” vaadinin içini AK Parti’den çok çok daha fazla doldurmak zorunda olan bir parti durumunda. AK Parti, 2002’de ve özellikle 2007 ve 2011’de bu konuda doğru bir politika belirleyip somut adımlarla seçmeni kendine yakınlaştırdı. Buna bir de iyi siyasi polemik yapan bir lider eklenince 23 yıllık başarısı ortada. Elbette bugün o ilk yıllardaki somut eylemleri değil, “büyük hikayeleri” kamuoyuna sunuyor. Zaten bu da AK Parti içerisindeki en büyük tartışmalardan. Hatta, AK Parti’nin de bugün durulmasının ve hatta oylarının gerilemesinin de başat nedeni olarak bu söylem gösteriliyor.
CHP ise bu tabloda topluma çözüm umuduna dair çok büyük bir fırsatı yakalamış durumda. Bu kurultayda ortaya çıkacak kadroları bu açıdan önemli. Gerçekten liyakatli, samimi çalışacak, elbette siyaseti de yapacak ama somut çözümleri üretebilecek bir yapı kurulduğu takdirde Özgür Özel’in yürüyüşü başarıya ulaşacaktır. Bunun dışındaki bir seçenekte başarı pek mümkün değil. Unutmamak gerekir ki, olası bir erken seçim ihtimalinde bu yönetim CHP’yi seçime de taşıyacak yönetim olacak.
Yok böyle soruşturma...
Bir başka önemli gündem daha var. CHP Manisa Milletvekili Ahmet Vehbi Bakırlıoğlu, geçtiğimiz aylarda bir açıklama ve ardından suç duyurusunda bulunmuştu. İddiasına göre; Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Kentsel Dönüşüm Başkanlığı Malatya’daki 187 dükkana karşılık, Çeşme, Alaçatı, Didim gibi gözde bölgelerdeki 15 kamu arazisiyle takas etti. Ancak burada belirlenen rayiç fiyatların bölge şartlarına uymadığı kamunun 1 milyar liraya yakın zarar uğratıldığını öne sürdü. Bu iddia savcılığa da gitti. Savcılık soruşturmayı tamamladı ve “işleme konulmaması” şeklinde karar verdi. Elbette olabilir… Ancak savcılık bu kararı verirken Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’ndan görüş almış! Yani hakkında bazı iddialar olan bakanlığa, “bu suçu işlediniz mi?” diye sormuşlar sanıyorum. Onlar da “hayır işlemedik” deyince konu kapanmış… Ek bir bilir kişiye sorulmamış, ek bir araştırma yapılmamış…
Söz bitti, yorumu sizlere bırakıyorum…