2024 yılının ekim ayında MHP lideri Devlet Bahçeli’nin çıkışları ile başlayan “yeni Çözüm süreci”nde ilk açıklamalardan biri “Öcalan, Meclis’e gelsin, konuşsun” sözleri idi. Elbette terör örgütü liderinin Meclis’e gelip konuşması mümkün değildi. Ancak Meclis ona gidebilirdi. O zaman “yok artık” denilen konu yaşadığımız günlerde ana siyasi gündemlerden birisi haline geldi.
Devlet Bahçeli’nin sözleri ile başlayan süreçte, Bahçeli’nin çağrıları ile kurulan “Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu”nda birçok isim dinlenirken günümüz tartışması komisyonun İmralı’ya gidip gitmeyeceğinde tıkandı. Devlet Bahçeli, 3 kez Öcalan’ın İmralı’da dinlenmesi çağrısı yaptı. DEM Parti, bu çağrılara hep destek verdi. Yeni Yol Partisi grubu da buna destek oluyor. CHP’de farklı görüşler var. “Gitmeyelim linç ediliriz” diyen de var, “elbette gidilmeli” diyen de var ama her iki taraf da AK Parti’nin adımını bekliyor. AK Parti ise bu konuda en sessiz parti. Komisyon üyelerine bu soru sorulduğu zaman bir yorum yapmaktan kaçınıyor ya da “bakacağız” demekle yetiniyor. Bakılacak yer Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kararı. Erdoğan’a Çarşamba günkü grup toplantısı çıkışında bazı sorular yöneltildi. Hepsine yanıt verdi. Ancak 2 kez “İmralı’ya gidilmeli mi?” sorusuna sessiz kalmayı tercih etti. Grup toplantısındaki, “Komisyon çatısı altında sürece dair tüm konuların tartışılmasını, kimsenin dışarıda bırakılmadan ilgili bütün tarafların dinlenmesini, aykırı da olsa farklı fikirlerin dile getirilmesini çok kıymetli buluyoruz” demişti ve bu sözler İmralı’ya gidişe bir işaret mi şeklinde dahi yorumlanmıştı ama öyle olmadığı da ortaya çıktı.
Komisyon bugün yani 6 Kasım tarihinde toplanarak, “İmralı’ya gidiş” gündemini ele alacaktı. Ancak toplantı başlamadan birkaç saat önce toplantının “teknik nedenlerle” ertelendiği duyuruldu. “Teknik nedenler” nedir derseniz, bu sorunun net bir yanıtı yok.
AK Parti içerisinde İmralı’ya gidişe dair “derin endişeler” var. “Öcalan’ın hangi mesajı kamuoyuna ulaşmıyor da Meclis ayağına gidiyor” diyen de var, “Bir süreç var ve elbette sürecin aktörü olarak görülen bir kişi dinlenebilir” diyen de…“Seçmende sürece destek var ama Öcalan görüşmesi tepki çekebilir” yorumu yapan da var.
AK Parti’ye yakın Yeni Şafak Gazetesi’nin “Komisyon İmralı’ya gitmesin” manşeti ve MHP’ye yakın TürkGün Gazetesi’nin “Derdiniz ne sizin” manşeti ile karşılık vermesi de dikkat çeken bir gelişme olarak notlarda durmalı.
Erdoğan ile Bahçeli’nin her an yapılması beklenen görüşmesinden sonra bu süreç daha da net bir hal alacak. Sürecin “Demirtaş bırakılmalı” gerginliği tartışmaları geride kalmış ancak “İmralı’ya gidilmeli” sancılarının devam ettiği bir dönemi yaşıyoruz. Erdoğan’ın bu konuda vereceği karar belirleyici olacak. “Artılarına eksilerine bakılır. Erdoğan destek vermeyebilir ama Meclis bu kararı almış olur. Erdoğan da ‘Meclis’in kararı’ der” yorumları da yapılıyor… Geçmişteki çözüm sürecinde de “Dolmabahçe Mutabakatı” gerçekleşmiş ve kamuoyu tepkileri sonrası Erdoğan bu mutabakata tepki göstermişti. Şimdi benzeri bir tablo ile karşılaşılmayacağına dair öngörüler dillendirilse de her kesimde bir tedirginlik hakim. Erdoğan’ın da vurguladığı gibi; “Biraz daha cesaret, biraz daha gayret” gereken günlerdeyiz.