Son zamanlarda, Adalet Bakanı ve Diyanet İşleri Başkanı tarafından laik medeni kanun ve medeni haklarımızın sistematik bir şekilde hedef alındığını görüyoruz.
Önce Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, “Türkiye bir hukuk devletidir” demekten vakit bulduğu zamanda, aile arabulucuğunun geleceğini, yargılamaların hızlanması için “boş ol” benzeri bir sistemin getirilerek, kadınların nafaka, tazminat ve mal paylaşımı davalarının boşanma davasından ayrılacağını söyledi.
Ardından Diyanet İşleri Başkanlığı 15 Ağustos tarihli hutbesinde, “Karşılıklı rıza olmadan Yüce Rabbimizin koyduğu miras ölçüsünü değiştirmek ilahî adalete aykırıdır. Dolayısıyla kişinin; kız çocuklarını mirastan mahrum bırakması, kız çocuklarının da Allah’ın takdir ettiği hakka razı olmaması kul hakkıdır.” diyerek, kız çocuklarının eşit miras hakkına göz dikmiştir.
Diyanet İşleri Başkanlığı Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun’un 1. Maddesinde Diyanet’in Görevi düzenlenmiştir. Buna göre Diyanet İşleri Başkanlığı; İslam Dininin inançları, ibadet ve ahlak esasları ile ilgili işleri yürütmek, din konusunda toplumu aydınlatmak ve ibadet yerlerini yönetmek üzere; Cumhurbaşkanlığına bağlı olarak kurulmuştur.
Laik bir cumhuriyette yeri her zaman tartışmalı olan Diyanet’in, halkın tamamının vergilerini alırken, halkın en az yarısını karşısına alan bir açıklamayı yapması görev tanımının dışındadır.
Kadınların eşit miras hakkı, kadın mücadelesinin sonucunda Medeni Kanun ve Anayasa ile güvence altındadır.
Anayasal bir kurum olan, Diyanet İşleri Başkanlığı, hepimizin gözünün önünde pervasızca, Anayasa’yı ihlal ediyor. Anayasa’yı ihlal suçundan yargılanmanın bu kadar kolay olduğu, herkese kolayca soruşturma açılabildiği bir ülkede, bütün camilerde, anayasa aykırı bir hutbenin okunmasına izin verilmesi kabul edilemez.
Eşitlik mücadelesinden atılacak, en ufak bir geri adım, Türkiye için geri dönülmez bir karanlığa sürüklenmek demektir.
Halkın çoğunluğunun açlık sınırında yaşadığı, okullarda sabunun dahi olmadığı bir ülkede, basına sıklıkla, lüks makam araçlarıyla, hacca ütücüsünü götürmesiyle, Mekke sorumlusunun rüşvet aldığı iddia edilen görüntüleriyle, ve son olarak da dernek gelirlerinin önemli bir bölümünün “eskort hizmetlerinde” kullanılması skandalıyla yansıyan, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın, kul hakkı olarak, kadınların yasal miras hakkını görmesi tehlikeli bir zihniyetin yansımasıdır.
Kendisine her şeyi mübah görüp vatandaşın hakkına göz diken, bu zihniyetle kadınlar her zaman mücadele edecek ve bu mücadeleyi kazanacaktır. Nehir tersine akmadı, akmayacak.