Bankadan kredi hiç almamış biriyseniz bu yazıyı aslında okumanıza gerek yok. Ancak sanıyorum ki ülkemizde herhangi bir banka ile kredi alışverişine girmeyen vatandaş sayısı çok sınırlıdır. Borcu ödemediğiniz zaman başınıza neler geleceğini de iyi biliyorsunuz, icra takipleri, avukatlık ofislerine sık ziyaretler, yasal takipler, kara listeye düşme ihtimalleri ve belki bir daha kredi bile çekememe sıkıntısı. Liste uzar gider.
Sayıştay’ın Kamu İktisadi Teşebbüsleri yani KİT raporları Meclis’e ulaştı. Her yılın son günlerinde gelen KİT raporları ile kamu şirketlerinin mali yapılarını da görmüş oluyoruz. Ne yazık ki birçoğu pek iç açıcı değil. Kamu bankaları ile ilgili raporlarda ise dikkat çekici tespitler var. Bu bankalar kâr eden Türkiye’nin en güçlü şirketleri aynı zamanda. Ancak bu kâr ettikleri paralar nerelere, kimlere nasıl ve ne şartta gitmiş bazı veriler bu Sayıştay raporlarında var.
Ziraat Bankası Halk Bankası ve Vakıflar Bankası’nın ayrı ayrı hazırlanan Sayıştay denetim raporlarında çok sayıda krediyi geri alamadığına dair veriler var. Bu krediler, on binlerce insanın kredi takibine düşen ya da kredi kartı borçları gibi takipler değil. Büyük yatırımlar yapan holdinglerin, inşaat şirketlerinin, savunma sanayi şirketlerinin milyarlık kredilerinden bahsediyoruz.
Tüm kamuoyu her yıl Demirören Medya Grubu’nun Ziraat Bankası’ndan çektiği 800 milyon dolarlık krediyi konuşuyor. Bu bedel de yüksek bir bedel. 34 milyar TL’ye ulaşmış bir borçtan bahsediyoruz. Bu bir önceki yıl 30 milyar liraydı ve giderek büyüdüğü ortada. Aslında raporda şirket isimleri verilmiyor. Ancak 800 milyon dolarlık kredi denildiği zaman bunu tahmin etmek elbette zor olmuyor.
Ancak tek konu Demirören değil. Sadece bu grubu konuşmak da haksızlık olur. 3 bankanın toplamda yaklaşık 155 milyar liralık kredisi takipte ve tahsilinde zorlanıyor. Ziraat Bankası’nda 88 milyar lira, Vakıflar Bankası’nda 38 milyar lira, Halk Bankası’nda da 29 milyarlık kredi takipte. Bu krediler büyük holding ve firmalara verilen ve defalarca, kimi zaman 2 kimi zaman 5 kez yapılandırılan borçlar. Takip edilenler büyük holdingler, savunma sanayi, inşaat şirketleri borçları. Ancak ödenmiyor ya da ödenen kısımları çok cüzi rakamlar. Borçlar takip ediliyor ama anlaşılan sadece takip ediliyor…
Örneğin Demirören Medya’nın yanı sıra adı raporda geçmeyen bir şirket 14 milyarlık krediyi 2015’ten bu yana ödeyemiyor. Örneğin savunma sanayi alanında hizmet veren bir şirket 1.5 milyarlık kredisini ödeyememiş durumda. Bu holding veya firmaların sayısı oldukça fazla. Yani düşünün Türkiye’nin en büyük şirketlerinden birisiniz milyon dolarlık yatırımlar yapıyorsunuz ve bankadan gidip kimi zaman 5 kimi zaman 10 milyar kredi alıp 3-5 milyonluk kısmını ödemek ve şirketlere yönelik herhangi bir yaptırım, adım veya icra takibi olmaması, oluyorsa da çok cüzi miktarlarda olması elbette sorunlu bir durum. Sayıştay da bu soruna detaylı bir şekilde dikkat çekmiş.
Sayıştay ödenmeyen borçların arttığına dair tespitlerde de bulunup bankaları önlem almaya çağırıyor. Raporda,” kredilerin yakinen takip edilmesi, yeniden yapılandırmaların ödemesiz dönemler dahil yılda en az bir kere gözden geçirilmesi, birden çok kez yapılandırıldığı halde herhangi bir tahsilat sağlanamayan veya riskine oranla çok düşük tahsilatlar yapılan kredilerde takip ve tasfiye dahil gerekli tedbirlerin hızla alınmasına gayret gösterilmesi önerilir” ifadelerine yer veriliyor.
Bu keyfi şekilde verilmiş kredi paralarının çiftçinin, esnafın, emeklinin, işçinin ve tüm halkın milyarları olduğu bilerek bu kamu bankaların gerekli adımları atması umuduyla…
Ve bir not; 2026 yılının ilk günündeyiz. 2025 umutlarla geldi ama çok zor bir yıl oldu. Hem ekonomik sıkıntılar hem siyasi sorunlar ülkeyi yordu, tüm kesimleri, emekliyi işçiyi, öğrenciyi tüm halkı zorladı… 2026’dan umutlar elbette taze, güzel bir yıl olması umuduyla başlıyoruz. Her şeyden öncesi sağlıklı bir yıl olmasını dilerim.