Her yerde şiddet, her yerde kavga, savaş…
Korku… Trafik magandalarından korku, ölüm korkusu, gelecek korkusu…
Dünyanın en tepesindekinden sokağın en başındakine kadar tehdit…
“Ülkeni yok ederim! Seni başka ülkelere dağıtırım! Dükkânını yağmalarım, Arabanın lastiğini patlatırım!”
Niçin böyleyiz? Çok mutlu yaşamamız mümkünken, yalnızca bir defa gelme şansımız olan bu dünyayı neden cehenneme çeviriyoruz? Neyimiz eksik?
Eğitim mi?
Unutmayın;  köşe başını tutan devlet başkanlarının, siyasetçilerin hepsinin cebinde şöyle ya da böyle birer üniversite diploması var..  
Çoğu yabancı dil biliyor. Uluslararası uzmanlık sertifikaları var.
Ve hepsi biliyor ki hayatın sınırları var..
Ortalama 75-85 yıl arasında bir ömrümüz var.. Hadi bu çıksın çıksın da 90’a çıksın..
Peki, ne bu insanların beklentisi? Daha çok para mı?
Nereye götüreceksiniz?
Diyelim ki kefeninize büyük büyük cepler yaptırdınız, öbür taraftaki ekonomik sistemde para falan yok. Evet bir hesap var ama hesabı size soracaklar..
“Kimlerin canını yaktın, kimin hakkını yedin, kimin çoluk çocuğunu mahzun bıraktın? Kimin yuvasını dağıttın?.......    Geç bakalım bu tarafa!”
Öyleyse ne?
Ben biliyorum neyin eksik olduğunu ama bakalım sizi ikna edebilecek miyim?..
Müziğimiz eksik!
Yeterince müziğimiz olmadığı için kaba saba davranıyoruz, saldırganlaşıyoruz, bencilleşiyoruz.
Müziğimiz az olduğu için hırsımızın önünü alamıyoruz, öfkemizi kontrol edemiyoruz…
Müziksiz kaldığımız için tatmin olamıyoruz, var olanla yetinemiyoruz, içinde yaşadığımız dünyanın güzelliklerinin farkına varamıyoruz…
Müzik bizi sakinleştirir, İnsanca duygularımızı harekete geçirir.
Sevgiyi, aşkı hatırlatır bize..
Güzellikleri paylaşmayı, bizde olanı vererek mutlu olmayı öğretir.
İçimizdeki ritmi canlandırır, duygularımızı coşturur.
Mutlu anlarımızı müzikle yaşar, hüznümüzü müzikle paylaşırız.
Saldırganlığımızı törpüler, uzlaşmaya ikna eder.
Müzik; içimize bir metronom makinesi yerleştirir, bu bize ölçü, ritm, tempo kazandırır.
Farkında olmadan daha tutarlı, daha istikrarlı oluruz.
İçimizdeki canavarca hisleri yok eder, onları aşka sevgiye dönüştürürüz..
Leyla’ya duyduğumuz aşkı kuşların kanadına yükleriz:
“Mevla’m ayrılık vermesin gökte uçan kuşa Leyla’m…”
Ay ışığının altında,  ada sahillerinde yakamozlarla hemhal oluruz.
Yapayalnız gurbet gecelerimizi müzikle paylaşırız.
Sitemimizi, şikâyetimizi; müziğin notaları arasında öğütür yok ederiz.
Müzik bizi dünya insanı yapar..
Başka ülke insanlarıyla ortak duygular paylaşırız;
Vatan sevgimizi, vatan hasretimizi Smetana’nın  senfonik serenadında iliklerimize kadar hissederiz..
Komşumuzun düğününde sokak ortasında, elimizdeki kaşıklara şakırdata şakırdata göbek atar, mutluluğu paylaşarak gökyüzüne taşırırız.
Müzik bize: “kötüye, kötülüğe dair” ne varsa unutturur, kafamızdan siler atar.
Ruhumuzu dinginleştirir, sakinleştirir.
Size bir sır vereyim mi?
Müzik çözülemeyecek sorunları çözebilecek en diplomatik dildir.
Şarkı, türkü, İlahi, Caz, pop, klasik… Hiç fark etmez..
Sözün bittiği yerde müzik başlar…
Ama ağlatır, ama güldürür,
Her yerde, her zaman, her çeşidiyle;
Müzik bizi insanlaştırır…