Geçtiğimiz gün Yüce Atatürk’ün huzurundaydık.
Ama Atatürk’ün manevi huzurunda, Anıtkabir’de değil!
Bizzat yaşayan huzurunda!
Atatürk’ün naçiz vücudunun çoktan toprak olduğunu hepimiz biliyoruz..
Ama bu ülkeyi sonsuza taşıyacak olan fikirleri ve devrimleri dev birer anıt olarak ayakta…
Bir çalıştayda konuşma yapmak üzere, Atatürk Kültür Dil ve Tarih Kurumu’na davet edildim;
“Konuşma Dili Olarak Türkçe Çalıştayı.”
Toplantı, Dil ve Tarih Kurumu’nun yeni inşa edilen binasında gerçekleşti.
Bina derken, dev bir anıt.
Karşısına geçtiğinizde heyecanlanıyorsunuz..
Mimarisiyle, heybetiyle, önünde dalgalanan dev bayraklarıyla tüylerinizi diken diken eden bir Cumhuriyet mabedi.
Bu anıta yaklaşırken kafanızdan bin bir düşünce geçiyor:
“Vay be!” diyorsunuz, “Adam yüzyıl öncesinden büyük, onurlu, güçlü bir ulus yaratmanın, devlet kurmanın şifrelerini bulmuş.” Niye ? Çünkü adam, gerçekten adam!
İçeriye girdiğimde bir uzman hanımefendi açıklama yaptı:
“Ergin bey, bu binayı yaparken devletten bir kuruş alınmadı, tamamı Atatürk’ün mirası olan İş Bankası tarafından karşılandı.
Bu ülke için karda, kışta, dağda, bayırda, genç yaşta hayatını tüketmiş bir kahraman; çevresindekilere değil, ülkesinin geleceğine yatırıyor varını yoğunu…
Size samimiyetle öneriyorum:
Atamızı anmak için hep manevi huzuru Anıtkabir’i ziyaret etmek yerine, bir de devrimlerinin maddi huzuruna gelin, Dil ve Tarih Kurumunu ziyaret edin..
Kitaplığından Atatürk Devrimlerini, Türk Dili’ni, Türk Tarih’ini anlatan kitap ya da kitaplar alın;
O zaman bana gerçekten hak vereceksiniz.
Eminim bu kurum, bir süre sonra, vatan sever Türk insanlarının ziyaretiyle dolup taşacak.
Hayatta her şey para ile, maddi kazançların getirdiği zenginlikle ölçülmez..
Bazen öyle onurlandırılırsınız ki, o onuru, varınızı yoğunuzu satsanız elde edemezsiniz.
İşte ben dün tam olarak o duyguyu yaşadım.
Düşünsenize, bir Cumhuriyet çocuğu olarak doğuyor, ilkokul öğretmeninizden “Atatürk 1881 yılında, Selanik’te Pembe boyalı bir evde doğdu…………… diye başlayan, Çanakkale harbiyle, Dumlupınar’la, Sakarya’yla, İlk meclisin açılışıyla, Devrimlerle devam eden, bir milletin kurtuluş öyküsünü dinliyorsunuz.
Sonra bir gün geliyor, o öyküyü yaratan kahramanının en büyük devrimlerinden birinin mabedinde;
Türk dilinin tarihteki yolculuğundan, Dil kuramlarından, Yapısalcılıktan, dil – zihin ilişkisinden, şundan, bundan söz ediyorsunuz..
Ve insanlar sizin düşüncelerinize hürmet ediyor…
Doğrusu normalde konuşurken hiç teklemeyen, son derece sakin olan ben, heyecanlandım, dizlerim titredi!
Çünkü Atatürk’ün huzurunda yanlış yapamaz, yanlış konuşamazsınız…
Öğretmenlikten kalma bir alışkanlık; elimde tebeşir,(Artık tebeşirin yerini gazlı kalem aldı) arkamda bir tahta olmadan pek konuşamam.
Yetkililerden bunu rica ettikten tam bir dakika sonra, tahta, silgi ve kalem toplantı salonundaydı.
Çünkü başkanından tüm çalışanlarına kadar herkes, nerede, nasıl bir görev yaptıklarının son derece bilincindeydi.
Çay ikram edilen fincanın temizliğinden tutun da size bu hizmeti yapan insanların titizliği, şıklığı, güler yüzü, kibarlığı, zarafeti;
Adeta “Burası herhangi bir yer değil, Atatürk’ün huzurundasınız!” der gibiydi.
Sanki yüce önderimizin yaratmak istediği uygar bir ülkenin küçük bir modeli..
Bir hatıra fotoğrafı öncesinde, elimde çay fincanını gören zarif hanım bir kız yaklaşarak:
“Efendim fotoğraf çekimi esnasında fincanınızı ben muhafaza edebilirim”
Özlediğimiz insan ilişkileri…
Ve ben dün, kendi tarihimde özel bir gün yaşadım.
Bana bu onuru yaşatan Türk Dil Kurumu Başkanı Prof. Dr. Sayın Osman Mert,
Yıllarca Türk Dil Kurumu’na Uzman olarak hizmet vermiş olan Sayın Belgin Aksu,
Türk Dili’nin sahadaki en önemli duayenlerinden Sayın Şener Mete başta olmak üzere;
Canla başla çalışarak, layıkıyla görevlerini yerine getiren Tüm Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu görevlilerine candan teşekkür etmeyi borç bilirim.
Eğer Yüce önderimiz, onun Devrimleri, ve bizi Sonsuza taşıyacak olan Cumhuriyetin böyle güzide kurumları olmasaydı: ben size şimdi burada ne yazabileceğimi, tek cümleyle özetlemek istiyorum:
Ca ceyli cala culalı cumburleyli cap cup!….