Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce hanımın nazik davetleriyle, geçtiğimiz pazar günü, Gazeteciler Cemiyeti olarak Eskişehir’deydik.
Aslında bu ve bunun gibi geziler, cemiyetimizin stratejisinin bir parçası;
Sırça köşklerde, insanlardan soyutlanarak, kendi içimize kapanarak gazetecilik olmaz!
Gazeteci Sokağa çıkar! İnsanlarla buluşur! Onların sıkıntılarını, taleplerini dinler!
Kendi gözüyle, kulağıyla görüp duyduklarının, Gerçeklerin haberini yapar...
O yüzden şehirleri ziyaret ediyoruz.
Kentlerdeki gelişmeyi, gerilemeyi gözlerimizle görüyoruz.
Yerel gazeteci meslektaşlarımızla buluşuyoruz.
Onların sorunlarını dinliyor, tecrübelerini, tecrübelerimizi paylaşıyoruz.
Sıkıntılarına çözüm üretmeye çalışıyoruz...
Yazılarımızda, yayınlarımızda da tenkitlerimizi, takdirlerimizi ona göre yapıyoruz.
İşte Eskişehir Seyahatimiz de bu stratejimizin bir parçasıydı.
Seyahat boyunca Cemiyet Üyesi, TRT Haber Dairesi Eski Başkanlarından dostum, arkadaşım Yıldıray Arslan’la yan yana oturup değerlendirmelerimizi birlikte yaptık.
Eskişehir gerçekten de büyük bir değişme, gelişme yaşamış.
Çocukluğumda arada bir taşıp sel felaketine neden olan Porsuk Çayı, cennet vadisine dönüşmüş ve Eskişehir Turizminin en önemli yapı taşı olmuş.
Tekneler, Gondollar, İskeleler, etrafında parklar, parklarda kafeler…
Kentin eski bölümü, (Meşhur Odunbazar’ımız) dokusu korunarak turizme açılmış.
Kentin tarihi ve kültürel dokusu, çeşitli müzelerle misafirlerine görsel bir biçimde tanıtılıyor.
Bu arada, bütün çocukluğumu ve gençliğimi geçirdiğim Eskişehir’i adeta bir turist gibi dolaşmak çok ilginç bir duyguydu..
Özellikle Balmumu Müzesinde çocukluk arkadaşım Mithat Körler’in balmumu heykelini görünce telefonuma sarıldım.. Düşünsenize karşınızda bir heykel var ve siz telefonla onunla konuşuyorsunuz.
Birlikte seyahat ettiğim meslektaşlarıma nasıl hava oldu bilemezsiniz..
Yine daha birkaç ay önce ‘Türk Dil Kurumu Çalıştayı’nda beraber olduğumuz; Değerli tiyatro sanatçısı, yönetmen ve akademisyen dostum Murat Atak’ın heykelini görünce çok heyecanlandım.
Doğrusu Eskişehir’i yönetenler Uygar bir kent yaratmışlar.
Masal Şatosu’nu gezerken, masal kahramanı Rapundzel’in önünde mihmandarımız Iraz Bayındır’la fiskos yaptık.
“Ziyaret eden kızlarımıza, biz burada Aslında Rapundzel’in kendisini kurtaran uzun saçlara ve bir prense ihtiyacı yok!, iyi bir eğitimle kızlarımız, kadınlarımız kendilerini koruyacak güce ve akıla sahipler diyoruz.”
İşte Eskişehir’i Eskişehir yapan mantık da bu!
Önce akla, bilime inanan özgür bireyler, sonra o bireylere yaraşan bir kent!
Düşünebiliyor musunuz; bu mantıkla, soğuğuyla meşhur kentte zeytincilik ve zeytinyağcılık yapmayı başarmışlar!
Bir Eskişehirli olarak buna inanamadım!
Sayın Belediye Başkanımıza ve ekibine bu hizmetlerinden dolayı çok teşekkür ederiz.
Ayrıca seyahat boyunca bize mihmandarlık yapan, zarafetlerine hayran kaldığım sayın Nurcan Canalp, Sayın Iraz Bayındır hanımefendilere ve bize hizmette kusur etmeyen Belediye çalışanlarına çok çok teşekkür ederiz.
Doğrusu bir teşekkür de bu stratejiyi hayata geçiren Sevgili Gazeteciler Cemiyeti Başkanımız Nazmi Bilgin ve Başkanvekili, Duayyen gazeteci sevgili Ayhan Aydemir’e..
Bu seyahatler sürecek.
Sağlığım el verdiğince bu seyahatlere katılacağım ve izlenimlerimi sizlere aktaracağım.
Çünkü: GAZETECİLER HERYERDE!
İşimiz bu!