Dünya değişiyor, her şey değişiyor..
İletişim de habercilik de değişiyor..
Onlarca yıldır, kurşun harfleri dizerek siyah beyaz basılan gazete matbaalarının yerini bilgisayar klavyeleri aldı..
Biz gazeteciler de değiştik. Ankara Gazeteciler cemiyetimiz de değişti.
Üyelerimizle, meslektaşlarımızla, mesleğimize ilk adımını atan gençlerimizle daha aktif ilişkiler kuruyoruz.
Onların cemiyeti ziyaret etmelerini beklemeden biz onlara gidiyoruz.
Tabii ki teknik donanımımızla, “Mobil Basın Evi”mizle…
Üniversitelerimizde belki yeterince teorik eğitim veriliyor ama, yayıncılık daha çok bir tecrübe işi ve usta çırak ilişkisi çok önemli.
Okulda öğrendiğinizin on katını sahada, film setlerinde yayın stüdyolarında öğrenirsiniz.
Dün Kırıkkale Üniversitesi, Basın Yayın Meslek Yüksek Okulu’ndaydık.
Pırıl pırıl akıllı, iyi kalpli, güler yüzlü çocuklar..
Tertemizler, bilgiye açlar, soruyorlar da soruyorlar…
Ekipte Basın İlam Kurumu yöneticilerinden Sayın Ali Topçu, ve gazeteci üstadımız Zeynel Lüle de vardı.
Bu gençlerle birlikte stüdyomuzu kurduk. Kameralarımızı tripotlarına yerleştirdik, reji masasıyla bağlantılarını yaptık, kulaklıklar takıldı ve………
İlk yönetmen adayımız “motor” dedi…
Her şey gerçek!...
Rejisör öğrenci, kameramanlar öğrenci, stüdyo şefi öğrenci, konuk koltuklarında oturanlar öğrenci…
Yönetmen sesleniyor:
“Kamera 1 sana geliyorum çerçeveni bozma.. Kamera 2 sen de konukları ikili al.. Ondan sonra sendeyim… Kamera 3! Senden soldan sağa yavaş bir tarama istiyorum, hareketine başla..….”
Nasıl mutlular, nasıl heyecanlılar anlatamam.
Yönetmen motor dediğinde kamera 1 deki öğrencinin heyecandan dizlerinin titrediğini hissettim.
İşte Gazeteciler Cemiyetimiz bu donanımı kurdu ve kar demeden, kış demeden üniversitelerimize, yerel gazetecilerimize ulaşıyor bu bilgi ve teknik desteği veriyoruz.
Ne mutlu ki bana bu işin başında olanlar: en sevdiğim dostlarım; eski TRT haber dairesi başkanı Yıldıray Aslan, TRT Muhabiri, Gazeteciler Cemiyeti Başkan yardımcısı Ali Oruç…
Bir gün Hatay’da, bir gün Kırıkkale’de, bir gün Mardin’de..
Bütün amaç; iradesini ona buna kiralamayan, “Fikri Hür Vicdanı Hür” genç gazeteci meslektaşlarımızın yetişmesine küçücük de olsa bir katkıda bulunmak..
Ulaşabildiğimiz kadar..
Deniz Yıldızı misali..
Dokunabildiklerimizin hayatını değiştirmek, ilham vermek.
“Ergincim sen de mutlaka katılmalısın bu toplantılara”
“Yıldıraycım, Sağlığım el verdiğince elbette deneyimlerimi paylaşmaktan mutluluk duyarım..”
Meslektaşlarımıza bu hizmetin kapısını açan kıymetli Büyüğümüz Cemiyet Başkanımız Nazmi Bilgin’e ve Başkan vekilimiz Ayhan Demirhan’a çok teşekkür ederiz..
Cemiyetimiz bugün de Yozgat’taydı..
Gazeteciler Cemiyeti her yerde!
Yeni istikamet belki Bingöl, belki de şair Ahmet Muhip Dranas’ın dediği gibi “Dağları karlı Erzincan…”
Çünkü Orada bir köy var uzakta, o köy bizim köyümüzdür, O çocuklar bizim çocuklarımızdır…