Zaman fazla geçmeden şapkamızı önümüze koyup sağlıklı düşünme ve karar vermemiz gerektiğine bir kez daha tanık oldum...
Gazetelerde eğitim sistemiyle, sınavlarda dönen torpiller ile ilgili çıkan haberlere fazla itibar etmezdim biraz abartılmış gözüyle bakardım... Yöneticilerin de verdiği demeçlere inanmak isterdim… Ama kazın ayağının öyle olmadığını canlı olarak bir gençten dinledim. Adı Deniz idi. Henüz 17 yaşındaydı ve liseyi bitirmiş Üniversite sınavına girmeye hazırlanıyordu…
Dertleşirken amacının Tıp okumak ve Kardiyoloji ile ilgili birimde görev alma idealinin olduğunu anlattı… Konuşmasının sonunda biraz tereddüt etmeye başladı... Bu idealine ulaşıp ulaşamayacağından emin değildi…
“Sınavı kazansam, ilgili bölümde okusam bile bugünkü ortamda doktor olarak bir hastane de çalışabileceğimden emin değilim diyordu” geleceği pırıl pırıl olan Deniz adlı gencimiz...
Deniz neden böyle düşünüyordu acaba... Biraz geriye gidip olanları ve konuşmaları sıralarsak gerçek ortaya çıkar... Cumhurbaşkanının gençlerin yurt dışına gitme orada okuyup arada çalışma düşüncelerine verdiği “giderlerse gitsinler” şeklindeki açıklaması konunun üzerine tuz biber ekti...
Ortaya çıkan sınavlarda soruların çalınması, sahte diplomalar verilmesi, işe girişte torpilin geçerli olması KPSS de kazansa bile sonrasında yapılan mülakatta elenmesini peş peşe koyduğumuzda bu kaygıların daha da artacağını gösteriyor.
O nedenle yapılacak tek şey var... Şapkamızı önümüze koyup tekrar düşünmemiz ve gençlerin sınavlarda hak ettikleri başarıları almasının önünü açmamız, işe girişlerde daha adil ve hakkaniyetli davranmamız, kısaca gençlere gelecekleri konusunda güven vermemiz lazım... Bu işin o kadar zor olacağını düşünmüyorum… Çünkü hepsi uygulama da izlenecek yolla ilgili...