Milliyet gazetesinin Nevzat Tandoğan Caddesindeki yeni bürosundayız… Ortama alışmaya ve yerleşmeye çalışıyoruz…Her gün ziyarete gelenlerin çokluğu ayrıca Milpa’dan da bir şeyler almak isteyen tanıdıkların çokluğu ile kafamızı karıştıracak zaman bulamıyoruz… Bir eczacı arkadaşının yanına takılan kardeşimin yanında bir şişe gördüm.. Bu şişeyi diğerlerinden ayıran özelliği içindeki malzemelerdi…
Beyaz şişe içindeki malzemelerin verdiği renk armonisi ile çok harika görünüyordu… Şişenin içindekiler kullanıldıktan sonra geride kalan ilaçların toplandığı bir şişeydi.. İçinde renga renk kapsüller ,drajeler vardı… Bir tablo yapmaya kalksanız bundan daha güzel ve renk armanisi olan bir tablo yapamazsınız… Bu şişeyi büroya getirdim ve masamın üstüne koydum….
Ziyarete gelen herkesin ve arkadaşların dahi ilk dikkatini çeken bu şişeydi…. Şişe kendi halinde ilerde başımıza açacağı işlerden habersiz masamın üzerinde duruyor.
Bir gün çocukların gazeteye yanıma geldiler ve ne olduysa o zaman oldu.. Çocuklar kaşla göz arasında şişenin içine bir miktar su koyuyor ve ağızını kapatıyorlar…
Bir süre sonra ben yıllık izine çıktığımda arkadaşlar masanın üzerindeki şişeyi masanın altına alıyorlar ve orada unutuyorlar…
Bir arkadaşımızın gece nöbeti sırasında salonda ciddi bir patlama oluyor.. Arkadaş şefi arayıp patlamayı haber veriyor ve biraz bekledikten etrafı kontrol ettikten sonra bir sıkıntı olmadığını görüyor ve bürodan çıkıyor..
Sabah arkadaşlar büroya geldiklerinde pis bir kokuyla karşılaşıyorlar istihbarat salonunun altındaki halı param parça olmuş…
O zaman fark ediyorlar patlayanın benim masamın altındaki ilaç şişesi olduğunu…. Olay alkol konusunda söylenen bilinen bir tekerlemeyi aklıma getirdi. .Şişe de durduğu gibi durmuyor.