Türkiye’ye yakın geçmişte pek çok futbol kulübü siyasete bel bağladı ve kısa vadede belki atılım içine girdi ama uzun vadede sonu hüsran oldu.
Ankaragücü de bugün ne çekiyorsa siyaset yüzünden çekiyor. Yıllarca Süper Lig’de en fazla mücadele eden takımlar arasında yer alan bu kulüp 2010’lu yıllardan itibaren maalesef asansör takıma dönüştü. Kulübün 100’üncü kuruluş yıl dönümünde şampiyonluk iddiasıyla Cemal Aydın ile Melih Gökçek’in elleri havaya kalktı, o gün bu gündür sarı lacivertliler gün yüzü görmedi.
Başkentin asırlık çınarı bugünlerde yine tam da siyasetin göbeğinde. Kuruluşundan itibaren AK Parti teşkilatında yer alan yeni Başkan İlhami Alparslan kişisel bağlantılarını kullanarak kulübe nakit akışı sağlıyor ama bu nereye kadar sürecek? Bu kulüp ne zaman kendi ayakları üzerinde durabilecek?
Tam da aynı süreçte, Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan’ın CHP’den istifa eder etmez Beştepe’deki ziyaretçiler kervanına katılması ve aynı gün CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in partisinin grup toplantısında Özarslan’ın bazı taraftarlara kendisine destek vermeleri karşılığında para ve ev teklif ettiğini iddia etmesi kulübü bir kez daha siyaset üzerinden Türkiye gündemine taşıdı.
A partisi ya da B partisi fark etmez. Siyasetin önceliği siyasettir. Ankara mitinginde Ankaragücü atkısı takan siyasetçi, ertesi gün İzmir’de Göztepe, bir sonraki gün Batman’da Petrolspor atkısını boynuna dolar. Sandık yaklaşırken spora ilgi duymaya başlayan politikacılar, seçim sonrası ise kendi hayat akışlarına dönerler. Bu tablo aslında kınanacak bir durum da değildir çünkü her alanda hayatın akışını o güne ait öncelikler belirler.
Ankaragücü’nün son maç biletleri 50-60-75 TL idi. İlçe belediyeleri kampanya yarışına girip bilet aldı, bazı taraftarlara dağıttı. Bugün salatalığın kilosu olmuş 200 TL. Maç biletinin fiyatı ise iki, bilemedin üç otobüs bileti kadar.
Taraftar kusura bakmasın ama çuvaldızı biraz da kendisine batıracak. “Niye kimse bu kulübe yardım etmiyor?” diye sormadan önce, bedava bilet olmadan maça gitmeyen arkadaşlarını uyaracak. Taraftarın tek bir görevi vardır: Biletini alıp maça gitmek, gönül verdiği renkleri desteklemek.
Kulübe gerçekten yardım etmek isteyen belediyelerin yapması gereken ise bedava bilet dağıtmak değil, maç saatine kadar satılmayan biletleri satın alıp gelirini kulübe aktarmak olmalı. Bu hafta yapılan ise aslında kulübe maddi kazanç sağlamamış, seçmene selam, yani popülizm olmuştur.