CHP’li belediyelere yönelik yaklaşık 1.5 yılı geride bırakan operasyonlar son haftalarda parti yönetimini hedef alan yeni bir boyut kazandı. Önce Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım, ardından Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek’in “etkin pişmanlık” kapsamında verdiği ifadeler “Hedef Özgür Özel mi?” sorusuna neden oldu.
Soru haksız değil, çünkü Yalım, Özel’e para ve araç verdiğini, Böcek ise Özel’in talimatı doğrultusunda para gönderdiğini iddia ediyor. CHP’li yöneticilere göre bu iddialar “külliyen yalan” ama ortaya atılması şaşırtıcı değil. Çünkü CHP lideri Özel’in Adalet Bakanı Akın Gürlek’in 16 tapusu olduğunu açıklamasının ardından bu gelişmelerin yaşandığına dikkat çekiyorlar.
“Bakan Gürlek’in Antalya açıklamasını unutmamak gerek”
Son gelişmelerin Özel’in tapu açıklaması sonrası yaşandığına dikkat çeken CHP’li üst düzey bir yönetici şunları söyledi:
“Genel başkanın 16 tapu iddiası sonrası Bakan hırs yaptı. Adalet Bakanının bu iddianın hemen ardından yaptığı “Antalya konuşacak ama zamanı var” açıklamasını unutmamak gerek. Bu sözlerin ardından Böcek’in şoförleri, oğlu, gelini gözaltına alınıp tutuklandı. En son mal varlığına el konuldu. İtiraf diye sunulan iddiaların hepsi baskıyla, şantajla alınmış iftiralar. Bu bir çökme düzeni. Bu bir intikam düzeni.”
“İtibar sarsmak için yeni yollar aranıyor”
CHP’ye göre son operasyonların arkasında daha önce yapılan operasyonların başarısızlığı da etkili oldu. Silivri’de devam eden İBB Davası ve Casusluk davalarının çöktüğünü iddia eden bir parti yöneticisi şu değerlendirmeyi yaptı:
“Yapılan araştırmalar bu davaların yüzde 60 siyasi olarak değerlendirildiğini gösteriyor. Duruşmalar başladıktan sonra da tablo değişmedi. Böyle olunca partinin itibarını sarsmak adına yeni yollar aranıyor. Ama özel hayat görüntüleri servis edilerek, baskı-şantajla ifadeler alınarak yapılan işler kısa vadede kimi tartışmalara yol açsa da uzun vadede devlete güveni sarsan bir duruma yol açıyor. Mafyavari işler. Bu tablo kimsenin güvende olmadığı anlamına gelir. Operasyonlar için “hukuki değil siyasi” derken, buna artık “ahlaksızca ve vicdansızca operasyonlar” ifadesini de eklemek gerek.”
AK Parti’yi ürküten Meclis senaryosu
CHP’ye operasyonlarda anket sonuçları ana etken. Yapılan çok sayıda operasyona, itibarsızlaştırma girişimine karşın CHP oylarının yüzde 30’un altına düşmediğine dikkat çekiliyor. Partide yapılan hesaplara göre CHP’nin alacağı yüzde 30 oy (ki daha fazlasının alınacağı iddia ediliyor) iktidar açısından Meclis’te ürküten bir senaryo anlamına geliyor. Sadece bu oranda oyun dahi yaklaşık 260 milletvekili çıkarmak anlamına geldiği, böyle bir tablo da iktidarın Meclis çoğunluğunu kaybetme riskinin arttığına dikkat çekiliyor. CHP’lilere göre bu nedenle partiyi “böl-parçala-yönet” politikası uygulanıyor:
“Partide iç karışıklık yaratıp bölünmesi için çaba harcıyorlar. Mutlak butlan tartışmasının arka planı da bu, genel merkez yönetimini hedef alan iddiaların amacı da bu. İç tartışmalara boğulmuş, karışıklık içinde bir CHP istiyorlar. Medyanın da desteğiyle CHP dışarıdan karışık görünebilir ama milletvekili grubunda yaşanan bazı sıkıntılar dışında tüm teşkilat bir ve beraber.”
Mutlak butlan riski var mı?
Peki eski parti yönetiminin göreve gelmesi anlamına gelen mutlak butlan riski var mı? CHP yöneticileri bu olasılığı çok yüksek görmüyor. “Mutlak butlanı istiyorlarsa da cesaret edemezler” diyen bir parti yöneticisine göre bunun nedeni daha çok ekonomik:
“Döviz kurunu aylardır baskılıyorlar. İran savaşı rezervleri eritiyor. Mutlak butlan bir partilimizin haksız tutuklanmasından daha büyük bir anlam taşır. Böyle bir tabloda kur patlarsa, dolar birden 60-70’e çıkarsa bunun altından nasıl kalkacaklar. Bizim muhalefetimiz iktidar hedefi doğrultusunda belli bir strateji içinde ilerliyor. Ama sokak hareketi başlarsa bunu da kontrol edemezler. Ayrı bir risk olur.”
“CHP sahaya çıkınca operasyonlar artıyor” iddiası
CHP yönetimine göre yapılan operasyonlarda dikkat çeken bir yön de tüm bunların CHP’nin saha çalışmasının arttığı dönemlere denk gelmesi. CHP kulislerinde bu konuda şöyle yorumlar yapılıyor:
“Mayıs ayı başında 81 ilde sahadaydık. Sokakta CHP’ye yönelik olumsuz bir şey duymadık. Vatandaşın gündemi ekonomik zorluklar, yani iş, aş. Yüzde 30’u bulan kararsız seçmene, ‘biz alternatifiz’ diyor, programımızı anlatıyoruz. Ama sahaya çıktığımız zamanlarda bu tür operasyonların arttığı görülüyor. Bu bizi yolumuzdan çevirmeyecek. Parti kurullarında da ana gündemimiz operasyonlar değil, saha çalışmalarının sonuçları ve bundan sonra yapacaklarımız oluyor-olacak.”
“Halk desteğini kaybettikleri için rasyonel davranmıyorlar. Biz siyasetçiyiz. Soğukkanlı olacağız. Kararlarımızı belli bir strateji içinde hedefe odaklı alacağız. Cesaretle de tüm bunların üstüne gideceğiz. Eninde sonunda sandığın geleceğine inanıyoruz. Siyasi zeminde kalarak mücadelemizi sürdüreceğiz. Yaratmak istedikleri “Bu iktidar gitmez” algısına teslim olmayacağız, seçmeni buna teslim etmeyeceğiz.”
Dokunulmazlık hamlesi gelir mi?
Bu arada Özel’i hedef alan iddiaların ardından dokunulmazlıkların kaldırılması için bir adım atılıp atılmayacağına dair de tartışmalar başladı. Ancak CHP’de buna çok ihtimal verilmiyor, “Mecliste binin üzerinde dokunulmazlık dosyası var. Son 10 yılda Meclis’te ele alınan sadece 3 dokunulmazlık dosyası oldu. Dokunulmazlığı kaldırmak çok uzun bir süreç. Tek bir dosya almanız, bunun için en az birkaç ay sürecek çalışmalar yapılması gerek. Dokunulmazlığı kaldırılacak kişinin genel kurulda süresi belirsiz savunma hakkı var. Böyle bir yaklaşım içinde olduklarını görmüyoruz” deniliyor.