Siyasette transferler hangi partiden hangi partiye olursa olsun hep tartışıldı. Elbette de tartışılmaya da devam edecek. Bir ay önce çok ağır eleştirdiğin bir partinin, hatta “baskıcı rejimi kurmak” ile suçladığın bir partinin bir anda üyesi olabiliyorsun. Siyasette bunlar var.

Özlem Çerçioğlu ismi de kamuoyunda CHP denilince akla ilk gelen isimleri arasındaydı. 23 yıl boyunca CHP’de; milletvekilliği ve AK Parti’nin güçlü olduğu Aydın’da 2009’dan bu yana belediye başkanlığı yaptı. Bugün itibariyle artık AK Parti idealleri için çalışmalarını yürütecek. Çerçioğlu’nun AK Parti’ye geçeceğinin kamuoyuna yansıması sonrasında sosyal medyada bir anda ilginç bir kampanya da başladı. Çerçioğlu’nun “kötü bir başkan” olduğu, “beceriksiz” olduğu hatta “yolsuzluk yaptığı, çaldığı” gibi bir dizi iddia ortaya atıldı. Bu söylenenler gerçek ise 2024 yerel seçimleri öncesinde dillendirilmesi, hatta gerekirse aday yapılmaması daha doğru bir tavır olurdu.

Özlem Çerçioğlu’nun AK Parti’ye geçişi elbette CHP’de bir “moral çöküntü” yaratacak. Sonuç olarak iktidara geldiği söylemini güçlü kullanan ve kamuoyunu ikna da eden, birinci parti olduğunu her fırsatta vurgulayan CHP’nin önemli isimlerinden birinin “umut” olarak AK Parti’yi işaret etmiş olması CHP açısından zor bir durum. Bu nedenle “zaten yolsuzluk yapıyordu” söylemini kullanmak Özlem Çerçioğlu kadar CHP’ye de zarar verecektir. Çerçioğlu’nun ise bugüne kadar bu konularda sessiz kalması dikkat çekici. “Aziz İhsan Aktaş soruşturması nedeniyle iktidarın baskısına uğradığı ve şantajla AK Parti’ye geçtiği” iddialarına mutlaka açıklık getirilmesi şart.

Tüm bu karşılıklı iddiaların ötesinde ortada bir siyaset gerçeği ile de yüzleşiyoruz. Ne yazık ki siyasetin kirli yüzü bu transfer ile karşımıza çıkıveriyor. Gerekçesi ne olursa olsun, iddia edildiği gibi tehdit edilmiş bile olsa, iddialar ne olursa olsun CHP’de 25 yıla yakın en önemli noktalarda görev almış bir ismin, “en büyük rakip” olan AK Parti’ye geçmesi kabul edilebilecek bir durum değil ve elbette etik olarak tartışılacak. Bugünden çok daha fazla çalışsa, bu saatten sonra Özlem Çerçioğlu ismi artık bu etik tartışmaların tam da göbeğinde anılacak. CHP ile uyuşamıyorsa, bağımsız olarak görevine devam etmesi seçenek olabilirdi. Ancak “simge” haline gelmiş bir ismin ne olursa olsun bu adımı atması en başta kendi siyasi kariyerine vurulmuş büyük bir darbe. Bu transfer, AK Parti içerisinde de zaten tartışılan bir konu. Karar Erdoğan’ın olduğu için parti içerisinde bu geçişe karşı olanlar ses çıkartmıyor.

Bugünden itibaren artık gözler Özlem Çerçioğlu ve ailesinde olacak. Eşinin şirketinin gelişimi, hakkında açılan soruşturmaların gelişimi daha da yakından takip edilecek. İddia edildiği gibi tehditle mi geçtiği, yoksa tamamen kendi iradesi mi olduğu da aslında önümüzdeki yaşayacağımız süreçlerdeki gelişmelerle ölçülebilecek.