Vefasızlıkları sorgularken “Vefa artık sadece bir semt ismi” derler ya… Aynı hesap, adalet de günlük yaşantıdan spor müsabakalarına kadar, artık neredeyse bir isimden ibaret kaldı bu dünyada. Gücü gücüne yetene, hırs ve intikam peşindekilere gün doğdu.
Kulübün eski başkanlarından Faruk Koca’nın Halil Umut Meler’e yumruk attığı günden beri, Ankaragücü hep hatalı hakem kararlarının mağduru. Son örnek Muğlaspor deplasmanı. Ev sahibi takım 2. Lig Beyaz Grubun en az kalesinde en az gol gören ama gol atmakta da zorlanan takımı. Bu maç öncesinde 28 maçta 13 gol yemiş ve 41 gol atmıştı. İkinci sıradaydı ve şampiyonluk iddiasını sürdürebilmek için kazanmak zorundaydı.
Ankaragücü de benzer şekilde Elazığspor ile oynadığı iki maç dışında sezon boyunca kalesinde fazla pozisyon görmemiş ve buna karşın gol üretmekte de zorlanmıştı. Yani Muğla’da bir golü bulanın kazanacağı bir maç oynanacaktı.
Teknik Direktör Recep Karatepe ilk golü bulan taraf olmayı hedeflemiş olmalı. Hücum oyuncusu ağırlıklı bir kadroyu oyuna sürdü. Başkent ekibi ilk dakikadan itibaren sazı eline aldı, rakip kalede gol aradı.
Ne var ki genç forvet oyuncuları Mervan Çelik, Atakan Güner ve Miraç Şimşek ya topu ayaklarına doladı ya da kaleciye veya direğe nişanladı. Muğlaspor ise 36’ıncı dakikaya kadar doğru düzgün şut şansı dahi bulamamıştı ama komedi filmi gibi bir penaltı kararı neticesinde 1-0 öne geçmesi, ev sahibinin maçı kazanma ihtimalini daha o dakikada yüzde 90’a taşıdı.
Nitekim ihtimal hesapları şaşmadı. Kapanan savunma karşısında gol üretemeyen sarı lacivertliler başkente eli boş döndü. Ankaragücü kısa bir bayram arası sonrası 25 Mart Çarşamba günü Sincan Belediye Ankaraspor ve dört gün sonrasında 29 Mart Pazar günü Beykoz Anadolu Spor AŞ ile karşılaşacak. Play-off iddiasını sürdürebilmek için iki maçı da kazanmaları, sonra bir kez daha hesap kitap için kâğıdı kalemi ellerine almaları gerekecek.