Ankara Anadolu’nun orta yerinde, bana kalırsa yaşam kalitesi anlamında hala Türkiye’deki iyi kentlerin başında geliyor.

Kabul, İstanbul gibi İzmir gibi deniz kıyısı değil, bu anlamda görsel bir şenlik yaşamak, iyot kokusunu içine çekmek mümkün değil…

Ama öte yandan, 800-1250 metre arasında değişen irtifada sağlıklı bir yaşam mümkün…

İstanbul’da denize girmek isterseniz, hafta sonu mesela, trafik çilesi ve saatler süren bir ızdıraba ve tabi bütçe tarafını düşünmek sorunda olduğunuz otopark, plaj, yeme içme ve ulaşım maliyetlerini düşünmek zorundasınız. 1saat ile (şanslıysanız) 3 saate varan trafik çilesi ve kaotik bir kalabalık da cabası…

Ankara’dan denize girmek için Ege tarafı son tercih olmakla beraber Kuzeyde Amasra, Sinop gibi muhteşem seçenekler otomobiliniz ile 3-4 saatte erişebileceğiniz bir keyfi sunuyor…

Daha outdoor tarzı olanlar için İstanbul’dan çok daha nitelikli seçenekler var… Hasan dağı, Ilgaz, Kapadokya, Kayseri, Niğde, Toroslar o kadar zengin seçenekler sunuyor ki… Yılın her mevsiminde tarih, doğa, kayak, bisiklet, ne isterseniz yapabilirsiniz.

30 yıllık İstanbul çilemi doldurup Ankara’ya kavuştuğumda herkes “Ya ama İstanbul” dedi… Evet İstanbul dünyanın en güzel kendi ama yaşayamadıktan sonra neyleyim ben o güzelliği…

Ankara’yı en iyi yazanlardan biri Ali İnandım mesela, çok değerli bir kalem, can dost… Umarım güncel bir Ankara kitabı yazar da bilmediklerimi de ondan öğrenirim.

Benim için Ankara, gençliğim, dağcılığım, Anadolu Dağcılar Birliği, Mülkiyeliliğim, gazeteciliğim, can dostlar, üzerinden onlarca yıl geçse de eskimeyen insanlık demek.

Şimdi gelelim daha iyi bir Ankara için ne yapmak lazım?

Şimdiden söyleyeyim ki Ankara önümüzdeki yıllarda daha çok göç alacak.

Bugün Venezuellalı bir genç kızımızla sohbet ettik. Önce İzmir’de 2 yıl eğitim görmüş ama ısınamamış. Nasıl yani dedim… İzmir çok güzeldir… Olmamış. Ama Ankara’da kendisini evinde gibi hissediyor iyi mi? Eğitimine devam ediyor, umarım profesyonel hayatına da ülkemizde devam eder. Bir anlamda ters beyin göçüne tanık olmak sevindirici.

Belediyede Mansur Yavaş sevilen bir isim, ilçelerde de farklı isimler var. Ancak ekiplerini ne kadar isabetli seçtiklerinden emin değilim. Daha iyi bir Ankara, daha iyi ekiplerle mümkün olabilir ancak. Kentsel planlama çok iyi yapılmalı. CHP’li belediyeler bu anlamda talan edilmiş yerel yönetimler buldular, nasıl toparlayacaklar bilmiyorum.

Birinci tavsiyem, yapılaşmaya açılacak yerlerin iyi planlanması. Çocuklar ve gençler için yürüyerek ya da bisikletleriyle ulaşabilecekleri sportif alanlar oluşturmaları gerekiyor. Kent merkezi için zor olabilir ama yeni gelişen bölgelerde bu konuda acımasız derecede kararlı olunması gerekiyor.

İkinci tavsiyem yeni yapılan tüm binalar için, daire sayısının en az yarısı kadar daha fazla KAPALI OTOPARK alanının bulunması gerekiyor. 100 daireli bir binada 150 araçlık kapalı otopark alanı ayrılması gerekiyor. Yoksa ara sokaklar, caddeler kısa sürede nefes alınamaz hale gelir.

Ve tabi yollar, tüm kavşaklar ışıklı kavşak ve hatta yeni yapılan bir otoyol bağlantısı var ki Adana otoyolunu İncek’e bağlıyor… Orada o kadar yaratıcı bir kavşak yapılmış ki sürekli kaza oluyor… Kavşak, köprülü kavşak gibi etkili çözümler geliştirilmelidir.

Ve elbette su… Ankara, çevresi çok zengin su kaynakları bulunmayan bir kent, dolaysıyla büyüyen kent için yeni su kaynakları yaratılmak zorunda. Yağmur, kar gibi su kaynaklarının doğru yönetilmesi çok önemli. Kent çevresinin binalardan daha çok ağaçlarla, ormanlarla kaplanmalı… Olmaz olmaz demesin kimse, asıl önemli olan imkansızı başarabilmek…

Merhaba yazımı Ankara üzerine yazdım, ilerleyen günlerde de zaman zaman yazacağım, Ankara’nın ruhunu iyi anlamamız lazım. Bu kentten çok değerli isimler çıktı ve eminim daha da çıkacak…