RTÜK, geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada “Jasmine” adli dizi hakkında inceleme başlatıldığını belirterek, “yayıncılık faaliyetlerinin toplumun ahlaki değerlerine, kültürel dokusuna ve özellikle aile kurumuna zarar vermemesi gerektiği yönündeki hassasiyetimizi her fırsatta vurguluyoruz” açıklaması yaptı. Yapımın aile yapısını zedelediği, toplumsal değerleri hedef aldığı ve kamu vicdanını rahatsız ettiğini duyurdu.

Büyük ihtimal dizi yayından kaldırılacak ya da bir ceza gelecek. Keza diziyi yayınlayan TV+ platformu diziyi kaldırırken HBO’da şimdilik bir yasak yok. Dizinin adını RTÜK’ün açıklamasından duyduktan sonra izledim ve çok da beğenmedim açıkçası ve muhtemel bir sonraki bölümü izlemem. Elbette diziyi beğenen izlemeyi düşünenler de vardır.

Meclis’te görüşmeler yaparken AK Parti’lilerle her ne kadar gündem daha sıcak gelişmeler olsa da sohbet bu konuya geldi. Adının yazılıp gereksiz polemiğe girmek istemeyen üst düzey bir parti yöneticisi “Jasmine” dizisi hakkında önce izlemediğini söyledi ve “nerede yayınlanıyor?” diye sordu.

“HBO platformu” dememiz üzerine, “üyelik ile girilen bir yer o zaman” dedi ve dizinin konusu sordu. Bir seks işçisinin hayatını konu aldığını anlatmamız üzerine “anladığım kadarıyla parayla üye olunan bir platform ve muhtemel +18 ibaresi de var. Sorun ne ki burada” ifadelerini kullandı. Sosyal medyada bazı sahnelerin yayıldığının ve bu sahnelerin de küfürlü ve sorunlu sahneler olduğunun diğer bazı AK Partili isimler tarafından ifade edilmesi üzerine üst düzey parti yöneticisi, dikkat çeken şu değerlendirmeyi yaptı:

“Sorun paralı ve üyelikle girilen platformdaki bir dizi olmamalı. Sabah programları, öğlen yayınlanan yemek programları, bazı açık kanallardaki diziler, hafta sonu yayımlanan magazin programları çok mu toplumun ahlakına uygun ya da kamu vicdanını rahatsız etmiyor mu? Sundukları dünya nasıl bir dünya ne kadarı doğru? Bu programlara dair ne bir eleştiri ne de bir inceleme duyduk. Bu inceleme ile de düzelecek bir konu değil. Geçmişte yemek programları da magazin programları da belli bir kalitede olurdu. Yemek programlarında tarih sanat konuşulurdu. Şimdi birbirlerini aşağılamayı hadi bir kenara koyalım, yemek beğenmeme, yemekleri aşağılama durumu dahi var. Bu bizim kültürümüzde var mı? Magazin programlarında kullanılan dil, gizli çekilerek yapılan yorumlar, gösterilenler bunlar bizim kültürümüzde var mı? Bu toptan bozulmaya, bu çiğliğe, bu kalitesizliğe karşı çıkılarak toptan mücadele edilmesi lazım. Hakkını verelim İsmail Cem’in yönetiminde olduğu TRT döneminde kaliteli çok sayıda program yapıldı. Bunun devam etmesi gerekiyordu. Günümüzde artık onlarca özel kanaldaki programlar bu kalitesizlikte devam ettikçe paralı platformların öncelikli gündem olması ne kadar doğru?”

Bu değerlendirmeye katılmamak mümkün değil. “TRT’li yıllar”a dair özlemin de ifade edildiği bu sohbette neredeyse herkes hem fikirdi. Bir tek diziyi ortadan kaldırarak tüm ekran bozulmalarının sorumluluğunu o diziye yüklemek ne kadar doğru? İletişim fakülteleriyle, yapımcılar ile, reklamcılar, ilgili kurumlar ve tüm taraflar ile kaliteye doğru yönelmek gerekiyor. Ancak “kaliteli” yapımlar mı yoksa çok izlenip çok para kazandıran yapımlar mı daha iyi tartışmasından elbette para kazandıran yapımlar galip çıkacak. Bu nedenle yeni bir bakış açısıyla yeni bir değerlendirme ve politika geliştirilmesi şart. AK Parti’nin değerli yöneticisi de gayet doğru analizinin ardından bunun için umarım çabalıyordur.