Bir yıldız daha kaydı..
Ama bu kez gökyüzüne yükseldi..
Kuzey’in yıldızı Volkan Konak…
“Ben seni sevdiğimi dünyalara bildirdim,
Kararttın kaşlarını, babanı mı, babanı mı öldürdüm…”
İstanbul’da, lüks bir plazada, şık bir balık restoranında buluştuk..
“Ergin abi ben çok açım, birer balık yer miyiz?”
“Yeriz ama ben ısmarlarsam..”
Olur mu abi?, sen misafir sayılırsın..”
“Olur mu canım? Röportajı talep eden biziz..”
O, şımarık, sözde sanatçı üslubundan eser yok..
Mütevazı, samimi, içten…
Bildiğin, senin, benim gibi bir adam..
“Sen de Karadeniz’lisin galiba abi?”
“Yok tam tersi! Babadan Mardin’li, bir Eskişehir’liyim.. Nereden çıkardın?
“R harflerini Rizeliler gibi söylüyorsun.."
"Doğuştan öyleyim. Allah baba "sen 35 harfle düşünüyorsun, senden bir harfi geri alıyorum demiş…"
Ama TRT Trabzon Radyosu’nda üç sene çalıştım…”
“Nasıl buldun Trabzonluları?”
“Öğlen bir buçuğa kadar her şey normal gidiyor, ne oluyorsa ondan sonra oluyor..”
Gülüştük.
“Ne konuşalım abi?”
“Vallahi ne bileyim, yüksek ritimli Karadeniz Türkülerini balad havasında, duygusal bir ritimle okuman çok hoşuma gidiyor.
Gitar’la kemençeyi birbirine bu kadar güzel yakıştırman… Biraz da Karadeniz insanının tezcanlılığından bahsederiz, ama mutlaka araya bir iki komik şey sokalım, Ben Temel, Dursun diye sataşırım, sen de Karadeniz insanının o hazır cevaplarıyla ters köşe yaparsın filan..”
“Abi sen ne biçim Magazin muhabirisin, hiç özel hayat, sevgili, mevgili, diğer sanatçılarla dedikodu falan, ayrıca yemeği ben ısmarlayayım diyorsun?”
“Ben magazin muhabiri değilim zaten. Programın yapımcısı yurt dışına gitti, ona yardım olsun diye yapıyorum.
Ben Ankara’da yaşıyorum, haftada bir gün gelip bu programı stüdyoda yönetip gidiyorum..
Program sunucusu Nefise Karatay’la da, şu seninle konuştuğumuzun onda birini konuşmuşluğumuz yoktur.
Sevgili, mevgili senin özel hayatın.. Böyle bir şey sormayı da hadsizlik kabul ederim..”
"Ben anlamıştım Ergin abi zaten. Sende magazinci tipi yok!”
“Bir şey itiraf edeyim mi Volkan bey; magazinden de, magazincilerden de pek hoşlanmam…”
Laf lafı açtı, bana babasının Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde yaşadığı rezaletten bahsetti, gözleri doldu. Ben de ona rahmetli kızımın hastanelerde yaşadığı trajediden bahsettim..
Onun anlattıkları bende, benim anlattıklarım onda kaldı…
“Ergin abi, şu konuştuklarımızı magazinciler duysa bizi tefe koyarlar.."
"Merak etme Volkan’cım, ben öbür tarafa giderken bunları da yanımda götürürüm."
“Abi mutlaka arada bir araşalım!”
“Araşalım vallahi”
Bu arada kameraman geldi; “Kusura bakmayın abi, trafiğe takılıp geciktim..”
“İyi ki de geciktin, Ergin abiyi tanımış oldum..”
"Ben de hakiki bir delikanlı ve öz hakiki bir sanatçı tanımış oldum…”
“Hadi başlayalım…”
“Sayın Konak müzikle tanışmanız…………
…………..
Bir yıldız kaydı gökyüzüne doğru…
Yıldızların en parlağı; Kuzeyin Yıldızı..
Karadeniz’in delikanlı çocuğu..
Bir müzisyenden çok ötesi..
Bir ozan, bir halk düşünürü..
Kibar, saygılı, efendi…
Hayat ne tuhaf değil mi?
Karadeniz’in bağrından koptu geldi, Akdeniz’in ortasında gökyüzüne yükseldi…
Şarkılarıyla beraber…