ABD ve İsrail’in İran’a yönelik savaşı dünya ekonomisini derinden etkiliyor. Bir ayı geride bırakan savaş Türkiye’de de iktidarın hesaplarını altüst etti. Petrol fiyatlarındaki yükselişe bakılırsa cari açık, enflasyon artacak; büyüme verileri aşağı düşecek. Seçimden bu yana uygulanan dezenflasyon politikası -İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklandığı 19 Mart operasyonunun ardından- bir kez daha darbe yiyecek.

İktidarın savaşın dışında duran, uzlaşı arayışına katkı vermeye çalışan dış politika duruşu alkış alsa da, toplumun güvenlik arayışı iktidarın yelkenlerini şişirse de analistler ekonomide yaşanabilecek fırtınaya karşı uyarıda bulunmaya başladı.

CHP’nin ekonomi kurmayları da geçtiğimiz hafta savaşın ardından ekonomideki olası riskleri masaya yatırdı. Edinilen bilgiye göre savaşın etkileri üzerinden 3 senaryo çalışıldı.

İlk senaryoya göre petrolün varil fiyatı 100 dolar civarında seyrederse uygulanan ekonomik program zorlansa da sürdürülebilir. Ama bu fiyat artışlarını durdurmayacak, enflasyon yukarı yönlü hareket ederek yüzde 30 üstüne çıkacak. Zam yağmuru da erken başladı. Doğalgaz ve elektriğe yüzde 25 zam yapılırken gıda fiyatları da beklentinin üzerinde yükselmeye başladı. Faiz indirme planları yapılırken görünen o ki artış yapılacak.

İkinci senaryoya göre petrolün varil fiyatı 120 dolar üzerinde seyrederse artan maliyetler icra ve iflasları artırabilir. Bu cari açığın daha da yükselmesi ve enflasyonun yüzde 40’ları geçmesi demek. Bu tablo büyüme oranını da aşağı çekecek.

Üçüncü senaryo en istenmeyen senaryo. Petrolün varil fiyatının 150 dolar ve üstüne çıkması derin bir ekonomik kriz demek. Yaklaşık 8 yıldır süren ağır çekim ekonomik sorunların fırtınaya dönüşeceği bir hal tasvir ediliyor.

CHP’li ekonomistlere göre iktidar eğer savaş çıkmasaydı 2026 yılını dezenflasyon programı kapsamında kemer sıkma politikaları ile geçirecek, 2027 yılında dengeleri bozmayacak şekilde bir rahatlama yaratıp yıl sonunda seçime gidecekti. Ancak bugün bitse dahi etkileri aylarca sürecek olan savaşın ardından tüm hesaplar şaştı. CHP’nin ekonomi kurmayları 2027 yılı sonu için planlanan seçimin ekonomideki zorluklar nedeniyle 2028 ilkbaharına da ötelenebileceğini düşünüyor.

Ekonomideki gelişmeleri kadrolarıyla yakından takip eden CHP, çalışmalarını önümüzdeki günlerde daha da artıracak. Gelecek ay büyük bir ekonomi konferansı yapmak için hazırlıklar başladı.

CHP geçtiğimiz ocak ayında iki gün süren “Toplumsal Barış ve Demokrasi Konferansı” düzenlemişti. CHP lideri Özgür Özel’in açılış konuşmasını yaptığı konferansa siyasetçiler, akademisyenler, ekonomistler katılmıştı. CHP dışındaki muhalefet partisi temsilcilerinin de davet edildiği konferans büyük ilgi gördü ve tartışıldı. Şimdi bu konferans dizisine “ekonomi” eklenecek. Mayıs ayında yine iki gün sürecek büyük bir ekonomi konferansı yapılacak.

Hazırlık çalışmalarını yürüten CHP’li yöneticilerden edinilen bilgiye göre mayıs ayı sonunda yapılması planlanan konferansta mevcut ekonomik durum değerlendirilecek, çözüm önerileri masaya yatırılacak. Konferansın sonunda somut önerilerin yer aldığı bir bildirge yayınlanacak.

AK Parti’nin kendi yarattığı ekonomik sorunları çözemeyeceğini savunan CHP’ye göre muhalefet güçlü, ayakları yere basan bir program ortaya koyduğunda seçmen desteğini artırabilir.

Ekonomi kadrolarının çok güçlü olduğunu anlatan CHP MYK üyesi hükümet programına da kaynaklık edecek çalışmaları tamamladıktan sonra sahaya çıkacaklarını, seçime kadar vatandaşa hazırladıkları programı anlatacaklarını söyledi.

CHP’nin farklı kesimlerle birlikte tartışarak iktidar vizyonunu ortaya koymayı hedeflediği konferans dizisinin haziran ayında da dış politika başlığı ile devam etmesi planlanıyor.