Kimi zaman büyük depremlerin ardından, kimi zaman da ufak sallantıların ardından Türkiye’de kamuoyu bir süre deprem gündemiyle yatıp kalkıyor. Değerli uzmanlar ekranlarda “ne olur, bundan sonra nasıl olur” bunu detaylı şekilde paylaşıyor. Hatta deprem olmadan önce bir uzmanın çıkıp depremin hangi bölgede olacağını açıkladığını duyuyoruz.
Kahramanmaraş depremi öncesi de “Kahramanmaraş’ta deprem olabilir”, İstanbul depremi öncesi de “Silivri’de deprem olabilir” denildiğini duyduk. Ancak o zaman da dikkate almadık, bundan sonra da dikkate almayacağız.
Deprem profesörlerinin ve uzmanlarının verdiği çok fazla bilgi var. Herkes okumuştur dinlemiştir. Hepsinin önemli bir ortak noktası var. Depremle mücadele anlık toplantıların yapılıp, 2-3 yılda olacak bir şey değil. Bu bir süreç belki 10 yıllar sürecek. Ama asıl sorun başlamakta. Türkiye bu sürece bir türlü başlayamadı. Kaç bina dönüştürülecek, yeni yerleşim yerleri nerelere kurulacak, şehirlerin nüfusları yeniden nasıl planlanacak gibi bir dizi başlığın hala yanıtı yok. Örneğin İstanbul’un sürekli artan nüfusunu durdurmak için yani artık İstanbul’un büyümemesi için ne yapılacak? Sürekli yeni bina yaparak bu koca şehrin nüfusu nasıl düşürülecek?
Avrupa’da birçok örneğini görüyoruz, kentlerin nüfusu artmasın diye o şehirde yeni bir bina yapılmıyor, eğer fabrika, sanayi veya yeni yatırım olacaksa o kente değil nüfusu daha az olan bir kente kurulup nüfus yoğunluğu ve planlaması buna göre yapılıyor. Türkiye bu tarz adımları ne zaman atacak, bilinmez...
Vakit kaybetmeden “Ulusal Deprem Konseyi”nin aktif bir şekilde oluşması ve toplanması şart. Tabii burada muhalefeti dışlamadan; İstanbul Büyükşehir, Ankara Büyükşehir, Diyarbakır Büyükşehir gibi belediyeler de dahil olarak hepsinin sürece katılarak konuyla ilgili kim varsa; kısa, orta ve uzun vadeli planların hayata geçmesi gerekiyor. Burada planlar yapılırken rantı göz ardı etmek de elbette gerekiyor. Şehirler nasıl planlanmalı, nüfus yoğunluğu nasıl azaltılmalı, riskli binalarla ilgili hangi adımlar nasıl atılmalı gibi tüm detaylar bu toplantılarda ele alınmalı ve net kararlar ile gerçek adımlar artık atılmalı. Sorun sadece dönüşüm yani binayı yık yenisini yap değil, bu zaten yapılıyor. Nüfus, eğitim, yatırımlar, istihdama kadar geniş bir planlama dalgası gerek. Yani çok boyutlu bir süreç.
Sürekli büyük depremlerin ardından konuşup ertelediğimiz gündeme dönmezsek bir sonraki depremde yine aynı şeyleri konuşacağız. İstanbul’da olası büyük bir depremin yaratacağı etkiyi dün gördük. Operatörler çöktü, parklar doldu, trafik kilitlendi…
Afetlerden ders alınmıyor ve yine alınmayacak. Biz de boşboğazlık yapmaya devam edeceğiz. Gerçekten çözüm için adımların atılmasının artık en önemli “milli mesele” olma zamanı çoktan geldi geçiyor.