1985’li yıllar. 1000 kilovat radyo – frekans çıkış gücünde Uzun Dalga Ağrı Radyo Verici İstasyonu’nun montajını tamamlayarak deneme yayınlarına başladık.
1985’li yıllar. 1000 kilovat radyo – frekans çıkış gücünde Uzun Dalga Ağrı Radyo Verici İstasyonu’nun montajını tamamlayarak deneme yayınlarına başladık. Bir gün verici binası giriş kapısında görevli askerin, binayı çevreleyen tel çitin giriş kapısında bulunan asma kilite kulağını koyduğunu görünce sordum : “Hayrola ne yapıyorsun?” – “Efendim kilitten güzel türkü ve şarkılar geliyor onları dinliyorum” dedi. Ben de merak edip kulağımı asma kilit yüzeyine yasladığımda test yayınlarının kilit yüzeyinden gerçekten sanki bir hoparlörden çıkıyormuş gibi yayıldığını işittim. Bu ilginç durumu incelemek amacıyla yaptığımız araştırmalar neticesi şunu tespit ettik:
Paslanmış asma kilit, tel çit ve kapıdaki metal yüzeyler arasında bir çeşit doğal ‘diyot’ oluşturur. Bilindiği gibi Diyot da radyo sinyalini doğru akıma çevirir yani demodüle eder. Bunun sonucunda radyo frekans taşıyıcı sinyal üzerindeki ses bilgisi, metal yüzeyde elektriksel olarak ayrışır ve bu ses bilgisi yani ses sinyali akustik titreşime dönüşerek kulağa mekaniki olarak aktarılır. Titreşimleri algılayan işitme merkezi de bunu sese çevirerek radyo yayınının duyulmasını sağlar. Neticede büyük güçte bir uzun veya orta dalga radyo verici istasyon binası yakınında bulunan metal çit → anten, Paslı kilit → diyot, Metal yüzeye-kulak teması → hoparlöre eşdeğer düşünüldüğünde vericiden çıkan sinyal ses olarak duyulabilir.
Elektronikte bu olaya ‘’Paslı Cıvata Etkisi’’ (Rusty Bolt Effect) denir. Gerçekten 1000 kW gibi çok yüksek güçte uzun dalga radyo vericisinden çıkan radyo-frekans, verici yakınında bulunan metal yapılar üzerinde küçük ama mekanik titreşimler doğurur. Eğer bir de bu yerlerde gevşek bağlantı da varsa (asma kilit halkası – gövde örneğinde olduğu gibi. Bir başka deyişle ‘’kedi bıyığı detektörü’’ (cat whisker) radyo frekans sinyali demodüle olur, ayrışan ses sinyali de ses / müzik olarak duyulabilir. Bunu biraz daha açarsak: Metal yüzeye kulak temas ettirildiğinde çok küçük titreşimler hava yolu yerine doğrudan deri, kıkırdak ve kemikler üzerinden iç kulağa taşınır. Buna benzer gerçekleşmiş bazı örnekleri de aşağıdaki gibi verebiliriz.
Çok güçlü genlik modülasyonlu vericilere yakın tel çitler, kümes telleri, boru tesisatları radyo yayını yapar gibi ses çıkarabilir.
Bazı petrol tesislerinde paslanmış borulardan net radyo yayını duyulmuştur.
ABD’de Amerika’nın Sesi 500 kW radyo vericisi yakınında evlerdeki tencereler bile cızırtılı da olsa radyo sesi üretmiştir.
Aynı şekilde İzmir’de (Torbalı) bulunan orta dalga radyo verici binasına yakın evlerde bulunan soba borularından da sanki odada hoparlör varmış gibi sesler gelirdi. (Ne yazık ki elektrik tüketimi fazla, dinleyicisi az, eski teknoloji v.b. bana göre sudan gerekçelerle bu verici 2008 yılında Türkiye genelinde çeşitli yerlerde bulunan genlik modülasyonlu orta ve uzun dalga vericilerle birlikte kapatıldı.)
- Yukarıda anlattıklarımıza benzer ama oldukça çarpıcı bir olayı da Fransız Thomson firması radyo mühendisinden dinlemiştim. Beraber çalıştığı radyo verici montaj teknisyenlerinden birinin ağzında bulunan metal kaplama dolgu dişinden vericinin deneme yayınları sırasında zaman zaman biraz cızırtılı ama anlaşılabilir sesler geliyormuş! Bu ilginç hadiseyi de yukarıdakilere benzer şekilde şöyle yorumlayabiliriz.
Metal bir kron, dolgu veya implant, uzun dalga güçlü bir radyo sinyalini alabilen bir anten gibi davranır.
- Metal ile diş veya dolgu arasındaki küçük temas boşlukları (veya metal–metal temaslar) doğrultucu/yarıiletken davranış gösterir (bir tür diyot). Bu da radyo taşıyıcı sinyalinden ses bilgisinin (demodüle edilmiş sesin) ayrılmasını sağlar.
- Demodüle olan küçük elektriksel veya mekanik titreşimler çene ve dişe iletilince iç kulak tarafından ses olarak algılanır. Yani ses dışarıdan havayı titreştirerek gelmez, çene/kemik aracılığıyla doğrudan iç kulakta bulunan işitme merkezine aktarılır.
- Ancak her vakada aynı durum gerçekleşmez; dişin tipi, metalin türü, ağzın nemi, verici frekansı ve sinyalin gücü gibi faktörler belirleyici olur.
10 metre bakır tel + paslı tıraş bıçağı + kurşun kalem + kulaklık ile radyo
Bu yöntem İKİNCİ DÜNYA Savaşı’nda askerlerin yaptığı bütünüyle gerçek ve teknik bir uygulamadır.
Bu uygulama pil istemez, tamamen genlik modülasyonlu radyo vericisinin sinyalini paslı metal tıraş bıçağı ile demodüle eder. Burada: Tel = anten; Paslı tıraş bıçağı = doğal diyot; Grafit kurşun kalem ucu = Temas noktası (kedi bıyığı) ve Kulaklık da hoparlöre eşdeğer görev yapar.
Son olarak İstanbul Yıldız Teknik Okulunda yatılı olarak okul kampüsü içinde yurt binası olarak kullanılan Yıldız Sarayı’nda kalıyordum. Kaldığım odanın penceresi ile bitişikteki sağır ve dilsizler binası arasında 50-60 metre uzunluğunda daha önce çekilmiş olup artık kullanılmayan anten vardı. Bu antene bağlantı yaparak 1 liraya satın aldığım (1 N 4001) diyotu anten girişine, diyot çıkışını bir ağabeyin verdiği kullanılmış pilot kulaklığına, onun da diğer ucunu demir karyolaya (toprak dönüşü ) irtibatladım. Pilsiz, en yalın haliyle gerçekleştirdiğim bu ilkel radyo ile İstanbul Radyosunu çok net ve berrak şekilde yurtta kaldığım zaman içerisinde özellikle geceleri kulaklığı da yastığımın altına koyarak dinledim. (Öylesine ki alt katta yatan bir arkadaşıma da paralel bağlantı yapmıştım.)