Tüm çevrelerce yirminci yüzyılın en büyük bilim insanı olarak Albert Einstein kabul edilmiştir. Uzay-zaman arasında kurduğu ilişki sayesinde evrenin nasıl çalıştığını keşfettiği gibi dünyanın gelmiş geçmiş en ünlü denklemi olan kütle-enerji formülü E=mc² yi buldu. Bu ve Teorik fiziğe yaptığı inanılmaz buluşlarından ötürü 1921'de Nobel Fizik Ödülü'nü aldı.

Einstein sadece Fizik alanında değil başta Felsefe ve Matematik gibi sahalarda önemli çalışmalar yaptı. Bunun yanı sıra Nörobilim’i de (sinir sistemi) ihmal etmedi. İşte biz aşağıda Einstein’ın fazla bilinmeyen ve bizzat kendi üzerinde denediği ve sonunda çok yararlandığı bir çalışmasını aşağıda sizlere aktarmaya çalışacağız.
Einstein uyku programı konusunda çok titiz davranmıştır. İyi çalışabilmesi için günde 10 saat uykuya ihtiyacı olduğunu belirtmiş ve bunu da uygulamıştır. Söylenenlere bakıldığında İzafiyet Teorisi’de (görelilik), ineklere elektroşok uygulanmasıyla ilgili gördüğü rüyada aklına gelmiştir. Acaba bu gerçekten doğru mu?

2004 yılında Almanya'nın Lubeck Üniversitesi'ndeki bilim insanları bu fikri basit bir deneyle test edip doğruladılar. Testi uygulayanlar gönüllüleri bir sayı oyunu için eğitti. Çoğu denek pratik yaparak oyuna yavaş yavaş alıştı, ancak ilerlemenin en hızlı yolu, gizli bir kuralı ortaya çıkarmaktı. Öğrenciler sekiz saat sonra tekrar test edildiğinde, uyumasına izin verilenlerin uyanık kalanlara kıyasla kurallar hakkında iki kat daha fazla fikir sahibi oldukları ortaya çıktı.

Diğer taraftan Albert Einstein'ın tuhaf bir alışkanlığı vardı: Koltuğuna oturur elinde bir kaşık veya anahtar gibi nesnelerle kısa şekerlemeler yapar, bu nesneleri tuttuğu kolunu gevşekçe sarkıtırdı. Uykuya dalıp eli kaşık veya anahtarı istemsiz olarak bıraktığı anda bunlar yere serdiği metal bir plakanın üzerine düşer ve sonucunda çıkan ses kendisini hemen uyandırırdı. Einstein uyanıklık ve uyku arasındaki anın, yani hipnagogik fazın, gerçek bir yaratıcılık mucizesi olduğunu fark etmişti. (Nitekim bugün nörobilim de -sinir sistemi- bunu doğruluyor.) Bu birkaç saniyede beyin, parlak fikirler, canlı görüntüler ve beklenmedik bağlantılar üretir. Ne var ki bunları genellikle derin uykuya dalar dalmaz unuturuz. Einstein tam da bu anı yakalamak istiyordu. O yaratıcı kıvılcımı kaybetmemek için uykusunu bilerek bölüyordu. Çığır açan yeni bir fikir bulması için genellikle birkaç saniyelik ilham da kendisine yeterli oluyordu.

Ve şaşırtıcı olan ne? Salvador Dalí gibi sanatçılar ve Thomas Edison gibi mucitler ile günümüz araştırmacıları da bu yöntemi uygulayıp inanılmaz büyüleyici sonuçlar elde ettiler.

Sonuç: Daha fazla yaratıcılık, daha iyi problem çözme, daha canlı rüyalar, daha keskin hafıza. Bu nedenle elinde bir anahtar veya kaşık ile uyuyan birilerine rastlarsanız hemen deli diye yaftalamayın. Belki de parlak bir buluşa yaklaşmak üzeredirler.