Dünya gündeminde İsrail’in vahşeti ilk sıradaki yerini koruyor. Katar’a da saldıran İsrail bir yandan da Gazze'de yıkım ve ölüm saçmayı sürdürüyor. Kukla Arap yöneticileri ise işbirlikçiliğe ve seyre devam ediyor.
İngiltere’de, aşırı sağcı yürüyüş ve onun yansımaları dünya kamuoyunun dikkatini çeken diğer başlık. 100 bini aşan eylemcinin sloganı ‘ülkemizi geri alacağız’ şeklindeydi. Eylemciler İngiliz yöneticilere ‘sınırlarımıza sahip çıkın’ diye de seslendiler. Aşırı sağcı İngilizler göç ve göçmen politikalarına öfkelerini ortaya koydular.
Protestocuların fikir babası, azmettiricisi Tommy Robinson. Gerçek adı Stephen Yaxley-Lennon olan bu şahısın mahareti ise göçmen ve Müslüman düşmanı olması.
Ortada böyle kalabalık bir eylem varsa ona omuz veren önemli güçlerin dahlinin olması kaçınılmazdır. Nitekim İngiltere’deki eylemle ilgili perde arkasını aralayan uzmanlar çarpıcı ayrıntılar paylaştılar.
O ayrıntılarda neler mi var?
- Robinson ‘ultra siyonist’ yapı tarafından finanse ediliyor. Bu yapının merkezi ABD’ye uzanıyor.
- İngiltere’de iç savaş çıkarılmak isteniyor. Bunu da Hristiyan ve Müslüman İngilizleri birbirine düşürerek gerçekleştirmeyi hesaplıyorlar.
- Asıl maksat ise İngilizleri İsrail’i destekler pozisyon getirmek. Orta Doğu’daki Siyonist katliamın devam etmesi, Büyük İsrail hayalinin sürdürülmesi, İngiltere’nin İsrail için savaşacak kıvama getirilmesi maksadı var.
- ABD derin devleti bu süreçte aktif rol oynuyor.
- ABD, doların azalan küresel gücünü korumak adına, diğer ülkelerin para birimlerini zayıflatmaya çalışıyor. Bu nedenle euro ve İngiliz sterlini, Amerikan finansal gücünün hedefinde. ABD, İngiltere’de kaos çıkmasını arzuluyor.
Gördüğünüz gibi protesto deyip geçmemek lazım. ABD ve İngiltere daima birlikte tavır alan iki ülkeydi. Yani politikaları örtüşürdü. Yeni dünya düzeni oluşurken anlaşılan aralarına kara kedi girdi. Kardeş ülkeden düşman ülkelere dönüştüler.
1945’de ABD Başkanı seçim kaygısıyla İsrail’in kurulmasına onay vermişti. Aslında kurulacak bir İsrail devletinin başlarına sıkıntı getireceğini, onları korumak için askeri güç kullanmak mecburiyetinde kalacaklarını öngören Amerikalılar haklıydı. İngilizler ABD’yi İsrail devleti için ‘ikna’ etmeyi başarmışlardı. Geldiğimiz aşamada ise İngilizler hem ABD ile hem de İsrail ile papaz olmuş vaziyetteler. İsrail’i kurdurup, Orta Doğu’ya yıllarca ölüm getiren İngilizler şimdi günahlarının bedelini mi ödüyorlar acaba?
Gelişmelerin ilk seçimde İngiliz siyasetini de sarsacağını öngörmek yanlış olmaz.
Türkiye’de sorun daha büyük
Kıssadan hisse çıkarmazsak olmaz. Türkiye’deki göçmen sorunu aslında İngiltere’dekinden daha beter ama uyumakla meşgulüz. Ne de olsa yumurta deliğin ağzına gelmedikçe kılımızı kıpırdatmayan bir ülkeyiz. İlller, ilçeler bir yana köylerimize kadar göçmenlendik. Halkımız bu duruma tepkili. İktidarımız ise tehlikenin farkında değil.
Sırbistan Cumhurbaşkanı Vucic, ülkesindeki benzer protestolar için geçenlerde bir açıklama yaptı. Şöyle dedi.
“Sırbistan’ın yıkılması için 4 milyar dolar harcandı. Ana organizatörler dışarıdan geliyor. Bir ağ kurdular ve insanları, öğrencileri, çocukları bir araya getirdiler. Bu da toplumumuzun temel değerlerini tehdit ediyor ve yok ediyor. Bunlar, birkaç ülkenin çeşitli istihbarat servislerinde görev yapan kişiler. Üç ülkenin özellikle istihbarat ağlarını kullandığını biliyoruz.”
İngiltere ve Sırbistan’da yaşanan protestolardan ders çıkarmak gerekir kanaatindeyim. İç cepheyi sağlam tutmak için zaaflarımızı ortadan kaldırmak zorundayız. Yanlış yapmamak ve yapılan yanlışları düzeltmek için birilerinin dürtüklemesini beklemek doğru değil.
İki kupa gitti!
Önce kızlarımız, sonra erkeklerimiz finalde kaybetti. Voleybol’da Dünya Kupası’nı İtalya’ya, basketbolda Avrupa Kupası’nı Almanya’ya kaptırdık. Milli takımlarımızın finale kadar ilerlemesi önemli bir başarıydı. Keşke şans yanımızda olsaydı da iki kupa da Türkiye’ye gelseydi. Kısmetimizde yokmuş demek ki. Ergin Ataman ise şampiyonanın en iyi koçu seçildi. Bunu hak etti. Ataman bizim gurumuz, dünya markamız. Emekleri için takımlarımızı ve yöneticilerimizi tebrik ediyorum.
Erdoğan’ın Başdanışmanı..
Hamdi Kılıç ortak arkadaş grubumuzun bir ferdiydi. Tanışıklığımız yıllar öncesine dayanırdı. Görüşmeyeli uzun zaman olmuştu. Ülkesini, milletini seven ve onlar için ter akıtan biriydi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’la yıllarca birlikte çalıştı. Bir ara ayrılmak istedi ama Tayyip Bey, “Git işine Hamdi” diyerek bırakmadı. İllet hastalık onu da aramızdan aldı. Erdoğan’ın cenaze töreninde onu uğurlamaya gelmesi aralarındaki bağın güçlü olduğunun göstergesiydi. Nur içinde uyusun.