Son yıllarda dillerden düşmez oldu bahis ve maç sonuçlarına etkisi. Aslında futbolda bahis son yılların sorunu değil. Futbolda bahis yani maç sonuçlarına para yatırma aslında futbolun kendisi kadar eski sayılabilir. İngiltere futbolun beşiği olarak bilinir ve bugünkü anlamıyla organize futbol bahsinin beşiği de yine İngiltere’dir.
Konuya tarihsel olarak baktığımızda futbolun profesyonelleşmesiyle birlikte taraftarlar maç sonuçları üzerine iddiaya girmeye başladı. İlk başlarda bu, gayri resmî biçimde yapılırdı: kahvehanelerde, pub’larda “kim kazanır?” tarzı sözlü anlaşmalarla yapılan bahis ilk resmiyetini 1923’te kazandı. İngiltere’de “football pools” adıyla kurulan sistemde insanlar maç skorlarını kuponlara işaretleyip ödül kazanabiliyordu.
Avrupa’da futbolun popülaritesi arttıkça bahis oynamaya ilgi çoğaldı ve II. Dünya Savaşı’ndan sonra bahis kültürü de büyüdü.1960’lardan itibaren İngiltere, İtalya, Almanya gibi ülkelerde devlet lisanslı bahis kurumları ortaya çıktı. İnternetin yayılmasıyla 1990’ların ortasında çevrim içi bahis siteleriyle tanışmaya başladı sporseverler. 2000’lerde “canlı bahis”, “handikap, gol sayısı, ilk yarı/ikinci yarı” gibi yüzlerce alt kategoriler gelişti. Bahis artık sadece skor tahmini değil, maçın her anına yayılan bir kumara dönüştü ve endüstriyel hale geldi.
Evrensel olarak Afrika’nın bir köy maçına bile bahisler oynanırken dönen paralar büyüdü ve birçok kesimi etkiledi. Taraftarlar, futbolcular, hakemler ve kulüpler bir anda bu ortamın içinde buldular kendilerini. Bu durum etik ve sportif bütünlük açısından büyük tartışmalar doğurdu.
2005 yılında Almanya’da bir hakemin bahis çetesiyle iş birliği yaparak maçların sonuçlarına etki ettiği Hoyzer Skandalı ve 2004–2006 arasında İtalyan polisinin gizli dinlemeleri sonucunda, bazı kulüplerin hakem atamalarını manipüle ettiği Calciopoli Skandalı Avrupa’da en bilinen iki olaydır. Almanya’da hakem Robert Hoyzer ve İtalya’da Juventus ile bazı kulüpler gerekli cezaları aldılar. Ama bu skandalların ardı arkası kesilmedi ve dünyanın dört bir yanını bahis illeti sardı.
Ülkemiz de bu olaylara yabancı değildi aslında. Türkiye’de 2000’li yılların başında internetin yaygınlaşmasıyla maçlara oynanan bahisler artmaya başladı. Son yıllarda ise kanserli hücreler gibi hızla yayıldı, her yanımızı sardı. Şikayet çoktu ama harekete geçen yoktu. Geçtiğimiz sezon oynanan Ankaraspor-Nazillispor maçı bu konuda milat oldu. Yapılan soruşturma ile birçok kişiye ceza verildi. Ancak spor kamuoyu bu konuyu gündemine fazlaca taşımadı. Ne var ki hafta başında TFF Başkanı’nın yaptığı basın açıklamasıyla futbol gündemimiz bir anda değişti.
Hacıosmanoğlu, profesyonel liglerde aktif görev yapan 571 hakemin 371’inin bahis hesabı bulunduğunu açıkladı. 152 hakemin ise aktif olarak bahis oynadığını söyledi.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma devam ederken, Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı’nca MHK hakkında ayrıca soruşturma başlatıldı. Soruşturma nedeniyle Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı’nda bulunan dosya yetki sorunu üzerine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderildi. Her iki soruşturma dosyası birleştirilerek tek dosya üzerinden araştırmalar devam ediyor. Süreç devam ediyor ve sonuçlarını ileriki günlerde göreceğiz.
Futbol özünde rekabet, emek, adalet ve spor ruhu üzerine kurulu bir oyundur. Bahis ise bu oyuna maddi çıkar ve kazanç amacı ekler. Sporun temelinde dürüst yarışma vardır. Bahis ise bu ruha zarar veren bir sistemdir. Bu durum, futbolu ahlaki bir kimlik kaybına sürüklüyor. Spor olmaktan çıkıp, bir “yatırım ve kumar alanına” dönüşüyor.
Bu bakımdan, futbolun kumarla iç içe geçmesi; maddi olarak kayıplara neden olurken manevi yozlaşma olarak da önümüze çıkıyor. Çürüme hızla yayılıyor.
Futbolun yeniden “temiz oyun” kimliğine kavuşabilmesi için ivedilikle neler yapılabilir. Buna kafa yormamız gerekir.
Hemen aklımıza gelenleri sizlerle paylaşalım:
Öncelikle bahis bağımlılığına karşı eğitim ve farkındalık artırılmalı.
Kulüpler, bahis gelirlerine bağımlı olmaktan kurtulmalı.
Taraftarlık bilinci yeniden “sevgi, aidiyet ve spor kültürü” çerçevesinde inşa edilmeli.
Özetle; bahissiz, temiz, adaletli futbol” sadece bir ideal değil, insanın emeğe, adalete ve dürüstlüğe olan inancını koruma mücadelesidir.
Gerçek reform, sadece yasalarla değil, vicdanla, eğitimle ve örnek davranışla olur. Devletimizin ilgili kurumları görevlerini yaparken onlara yardımcı olalım ve bireysel olarak da önce kendi evimizin önünü süpürelim.