Krallar Vadisi’ndeki lahitlerin gizemli yolculuğu: Antik Mısırlılar, hırsızlardan korunmak ve dini sembolizm için devasa lahitleri yerin derinliklerine nasıl indirdi?

Krallar Vadisi (Kings Valley) Mısır Luksor yakınlarında M.Ö. 16. Yüzyıldan itibaren yaklaşık 500 yıllık zaman içerisinde firavunlar ile dönemin soylu ve ileri gelenleri için yapılan lahit mezarların bulunduğu vadidir. Yapılan keşifler sonucu vadide 63 lahit mezar bulunduğu tespit edilmiştir. 18. Hanedan Krallarının neden piramitlerden vazgeçip yeraltı kaya mezarlarını tercih ettiklerine dair ortak kanı mezar hırsızlığıdır. Ne var ki bu durum hırsızları caydırmadı. Devasa hacimleriyle kaya mezarları hırsızlara adeta ‘’Ben bir lahit mezarım, içimde kral hazinesiyle yatıyor’’ mesajı veriyordu. Lahit mezarlar antik çağda Kral (firavun) ve onun çok yakınları ile soylu ve zengin kimselerin gömüldüğü sandık şeklinde mezarlar olup çoğunlukla granit mermer veya diğer taş türleri yontularak yapılıyordu. Bunun yanı sıra Lahit kapakları yerine göre 5 ton ve lahidin kendisi de 15 – 20 tondu. Örnek verecek olursak Dünyanın en ağır lahiti 32 ton ağırlığında tek parça mermerden yapılmış olan Sidamara Lahiti olup eni 200, boyu 381 ve yüksekliği de 313 cm dir. (Lahit İstanbul Arkeoloji Müzesinde sergilenmektedir.)

Bu bağlamda Krallar Vadisi’ndeki (KV) firavun lahitlerinin çok derinlere gömülmesinin önemli nedenleri arasında şunları sayabiliriz:

Mezar hırsızlarından korunmak

Yukarı bölümde de bahsettiğimiz üzere, Firavunların mezarlarında altın, değerli taşlar, heykeller ve ölüye öteki yaşamda lazım olacağı düşünülen eşyalar bulunurdu. Bu zenginlikler sık sık mezar soyguncularının iştahlarını kabarttığı için, mezar odaları olabildiğince gizli, yerin derinliklerinde, tüneller ve uzun koridorlarla ulaşılabilecek şekilde yapılırdı. Ancak ‘’hırsıza kilit olmaz.’’ Yine de, alınan bütün önlemlere rağmen Krallar Vadisi’ndeki mezarların büyük çoğunluğu antik çağlarda soyuldu. Bugün eksiksiz yani soyulmadığı varsayılan tek firavun mezarı Tutankamon’un mezarıdır.

Dini inançlar ve sembolizm

Antik Mısırlılar, yeraltını ölüler diyarı ile ilişkilendiriyordu. Firavunun yerin derinliklerinde yatması, onun öteki dünyaya geçişini ve güneş tanrısı Ra’nın gece yeraltında yaptığı yolculuğu sembolize ediyordu.

Doğal koruma

Nil vadisinin sıcağında yüzeye yakın mezarlar çabuk tahrip olabiliyordu. Derine inmek, hem iklimden hem de dış etkenlerden (erozyon, yağmur, kum fırtınası) koruma sağlıyordu.

Kralların, onların yakınlarının, soylu, zengin ve seçkin kişilerin lahitleri yeraltındaki mezar odalarına indirilirken başlangıçta rampa ve eğimli koridorlar, taş kızaklar, halatlar, yuvarlak silindirler v.b. aletler kullanılırdı. Ancak bu son derece zahmetli ve zor olduğu gibi oldukça büyük hacimde ve çok ağır lahitlerin bu şekilde üstelik 35-40 metre derinliklerde bulunan mezar odalarına indirilmesi neredeyse olanak dışıydı. İşte bunun yerine zaman içinde uygulaması oldukça kolay ve güvenilir bir yöntem bulundu. İKİ KUM KUYUSU TEKNİĞİ. Bu teknik 17. Yüzyılda bulunan ‘’Bileşik Kaplar’’ prensibinin birebir benzeridir. Bilindiği üzere bu prensibe göre, ‘’Sıvılar birbirine bağlı kaplarda daima aynı seviyede dengelenir ve bir kaptaki basınç değişikliği diğer kaplarda da aynı basınç değişikliğine neden olur.’’ (Sıvılar, gazlar akışkandır, ancak bazı katı maddeler örneğin kum, tuz, toz şeker de içine dökülen kabın şeklini aldığından bu maddelerde akışkan gibi davranır. ) Şimdi binlerce yıl önce eski Mısırlı mimar ve mühendislerin keşfettiği bu harika sistemi tanıyalım.

İki kum kuyusu yöntemiyle lahiti mezar odasına indirmek

  • Lahitin boyutlarından biraz genişçe iki kuyu, mezar odasının bulunduğu yere kadar kazılır. Bunlardan biri lahitin konulacağı gömü kuyusu (resimde sol tarafta), diğeri bu kuyunun hemen yanında açılan ve en altta yatay bir geçitle gömü kuyusuna irtibatlanan kontrol kuyusudur.
  • Her iki kuyu ince sıkıştırılmış kumla doldurulur
  • Lahit gömü kuyusunun üzerinde duran bir ahşap platform üstüne yerleştirilir.

İşçiler, kontrol kuyusundan kumu dışarıya boşalttıkça platform yavaş yavaş aşağıya doğru iner ve lahit gömü kuyusunda kontrollü biçimde mezar odasına yaklaşır.

Lahit

SONUÇ: "Necessity is the mother of invention." Plato’nun dediği gibi ‘ihtiyaç icadın anasıdır’ Bileşik Kaplar Teorisi’nin bulunması 18. Yüzyılda gerçekleşti. Oysa bu tarihten asırlar önce eski Mısır mimar ve mühendislerin bu prensibi lahitleri çok derinlere indirmede uygulayıp hayata geçirdiklerini görüyoruz. Kim bilir bu yasanın bulunması belki de Mısır’da bu konuya ilişkin yazılan papirüslerin incelenmesi sonucu gerçekleşmiştir.