Eskiden adı bile bugünkünden farklıydı. Cumhurbaşkanlığı Kupası denirdi. Bu maç, sezonun finali olurdu. Eskiden kural netti. Lig sona erer, sonuçlar onanır, ardından lig şampiyonu ile kupa kazananı karşı karşıya gelirdi ve Cumhurbaşkanlığı Kupası oynanırdı.
Sezon bitmişti; bahane yoktu, yorgunluk mazeret sayılmazdı. Kazanan, sezonu gerçekten “üstün” kapatmış olurdu.
Bir “kapanış töreni” gibiydi. Futbolun defteri o akşam kapanırdı. Tek maç, tek akşam, net bir hikâye…
Bu yüzden Cumhurbaşkanlığı Kupası, bugünkü Süper Kupa’dan farklı bir anlam taşırdı. Yeni sezonun provası değil, bitmiş sezonun
taçlandırılmasıydı. Oyuncular için prestijdi, kulüpler için “resmî kapanış fotoğrafı”ydı. Sezonun son sözüydü...
Sonra sistem değişti.
Futbol takvimi sıkıştı, Avrupa kupası maçları yoğunlaştı, yayıncı beklentileri arttı. Kupa, ligin sonundaki o “onaylanmış” yerinden alındı; önce yeni sezonun başına, son iki sezonda ligin arasına taşındı. Böylece Cumhurbaşkanlığı Kupası, adım adım Süper Kupa kimliğine büründü.
Bu değişiklikle birlikte anlam da kaydı.
Eskiden “bu sezonun en iyisi kim?” sorusuna cevap aranırken, bugün “yeni sezonda kim daha iyi?” sorusu öne çıkıyor. Aradaki fark, kupanın ruhunu belirliyor.
O sezon sahaya çıkmış, ter dökmüş, puanı toplamış oyuncular belliydi. Cumhurbaşkanlığı Kupası da işte o kadrolarla oynanırdı. Çünkü mantık şuydu: Bu sezonu oynayanlar, bu sezonun kupasını oynar.
Bugün ise tablo tersine döndü. Sezon biter bitmez kadrolar dağılır, transferler yapılır, yeni isimler sahaya çıkar. Bir önceki sezonun kupası için forma giyer. Bu, futbolun kendi adalet duygusuyla çelişir.
Bir sezon boyunca mücadele eden oyuncu, sakatlanan, kart gören, belki son maçını oynayıp takımdan ayrılan futbolcu… Hepsi o hikâyenin parçasıdır ama final fotoğrafındayer alamaz. Çünkü kupa, artık sezonun sonu değil, yeni sezonun başı veya ortası gibi konumlanmıştır.
Oysa bu maç, teknik olarak da ahlaken de sezonda onanan oyuncularla oynanmalıdır. Böyle olursa bu maç, bir hazırlık karşılaşması değil, bir hesaplaşma ve kapanış olur.
Aksi hâlde oynanan şey Süper Kupa değil; geçmiş sezonun adıyla, yeni sezonun kadrosuyla yapılan bir karma maçtır.
Cumhurbaşkanlığı Kupası’nın ruhu, sezonu kapatmaktı. O ruh geri gelecekse, önce şu ilke hatırlanmalıdır:
Süper Kupa’yı lig şampiyonu ile kupayı kazanan oynamalı ve bu kupayı, o sezonu oynayanlar kaldırmalıdır.