Tribünlerin sesi, sokakların neşesi, şehirlerin nabzıdır futbol. Bu yüzden Süper Lig’de bir maç ertelendiğinde aslında sadece bir karşılaşma değil, birçok etkenin de tarihi ve sonuçları değişir.
Süper Lig’de ertelenen maçlar sıkışık takvimde ve hafta aralarında oynatılmaya devam ediliyor. Bu durum sadece spor takvimini değil; ekonomik, psikolojik ve toplumsal açıdan da çeşitli sonuçları etkiliyor. Nasıl mı? Gelin kısaca kafa yoralım bu etkilere…
Hafta arasına sıkıştırılan maçlar yorgunluk, sakatlık ve performans düşüşü riskini artırabilir. Geçen sürede formda olan takımların ivmesi düşebilir, sakat oyuncuların iyileşmesiyle kadro dengesi değişebilir. Bu durum bazı takımlara avantaj sağlarken bazıları için de dezavantaj olabilir. Özellikle şampiyonluk veya düşme hattındaki takımlar açısından kritik sonuçlar doğurabilir.
Sportif açıdan bu tarz gelişmelerle karşılaşan kulüpleri bekleyen bir başka sorun ise ekonomik etkenler olabilir. Bunların en başında ise maç günü beklenen bilet gelirleridir. Hafta sonu maça gelen taraftar sayısına göre hatta içi azalmalar mutlaka oluyor ve bu da gelir kaybının ilk sırasında yerini almaktadır. Bilet satışlarındaki kaybın yanında yiyecek ve ürün satışı düşüşleri de görülür ve kayıplar sadece bilet satışlarıyla sınırlı kalmaz.
Ertelemelerde sadece kulüpler değil şehir ekonomisi ve yayıncı kuruluş da etkilenir ve nasibini alır. Ev sahibi şehirlerde oteller, restoranlar ve ulaşım sektörü zarar görebilir. Yayıncı kuruluşta da reklam ve reyting kayıplarına neden olabilir.
Ekonomik açıdan birçok olumsuzluğa neden olan erteleme, taraftarın psikolojisini de doğrudan etkileyebilir. Özellikle oynanacağını düşündüğü maçların ve büyük derbilerin ertelenmesi, taraftarların moralini ve haftalık sosyal etkinliklerini olumsuz yöne çekebilir. Çünkü o maçı heyecanla bekleyen, planlamalarını ona göre yapan taraftar hayal kırıklığına uğrayabilir.
Ertelenen maçlar özetle; sportif dengeyi bozmakta, ekonomik zararlar doğurmakta ve toplumsal duyguları etkilemektedir.
Geçtiğimiz yıllarda maçların ertelenmesini çeşitli nedenlerle yaşadık aslında… Kısaca hatırlayacak olursak;
2016 yılında İstanbul’daki Beşiktaş- Bursaspor maçı öncesi yaşanan terör olayı nedeniyle o hafta oynanacak maçlar iptal edildi.
2019 yılında yoğun güvenlik tedbirleri nedeniyle derbi ertelemelerini yaşadık.
2020 yılında Covid Pandemisi nedeniyle tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de ligler durduruldu.
2021-2022 sezonunda ise ülkemizde yaşanan yoğun kar yağışı nedeniyle özellikle İstanbul, Kayseri, Sivas ve Erzurum’daki maçlar ertelendi.
6 Şubat 2023 tarihinde yaşanan büyük depremden dolayı da Süper Lig 2 hafta durduruldu.
Özetle; depremler, yoğun kar yağışları, güvenlik sorunları, pandemi… Her biri farklı gerekçelerle maçların ertelenmesine yol açtı. Bunların hepsi olması gereken kararlardı. Ne var ki Avrupa Kupası maçlarının ön elemeleri için yapılan ertelemeler ne kadar önemlidir? Oturup bunların analizi yapılmalıdır. Ekonomik, toplumsal ve sportif açıdan kar-zarar tabloları çıkarılmalıdır. Bunları yapmak çok zor diyorsanız da ligleri bir hafta geç başlatırsınız ve tüm bunlara neden olmazsınız. TFF, böylelikle hem kayıpların önüne geçebilir hem de toplumdaki kaygıları giderebilirdi. Bunları yapmadığı gibi tatmin edici açıklama da yapmadı. “Ben yaptım oldu” felsefesiyle hareket edildi. Peki bu kayıplar için iki kelam etmek çok mu zordu? Tabii ki değildi ancak kulüpleri ve taraftarı yok saymak daha kolay yol olarak görüldü.
Ama unutmayın ki futbol; yalnızca doksan dakikadan ibaret değildir…