İktidarı yerel seçimlerde iki kez yenen Ekrem İmamoğlu kamuoyunun ezici bir çoğunluğunun ‘siyasi’ dediği bir operasyonla hapse atıldı. Bununla da yetinilmedi, aile şirketine de el konuldu. Halbuki kesinleşen bir hüküm yoktu ve yapılan hukukçuların aktardığına göre Anayasa'ya aykırı bir işlemdi.

Amerika’nın yıllarca Türkiye’de Başkanlık Sistemi için uğraştığı biliniyordu. Daha önceki iktidarlar Sam Amca’nın bu isteğine karşı durdu. Ta ki AKP gelene kadar… 

Erdoğan ve AKP, Amerika’nın istediği sistemi hayata geçirdi. MHP ve Bahçeli’den de sıkı destek gördü. Sonuçta öyle bir ucube sisteme geçildi ki, her şey tek bir kişinin elinde toplandı. İç ve dış politikada alınan kararlar tek ağızdan çıkmaya başlayınca Türkiye için de sancılı bir sürece girildi. 

Parlamenter sistemde egemen güçlerin baskılarını savuşturmak  kolaydı. Çünkü kararlar tek adreste alınmıyordu. İktidardakiler yanlış bir işe kalkıştığında da takoz koyacak bentler mevcuttu. Türkiye’nin menfaatine olan adımlar açısından avantajları olan bugünkü sistem aksi hallerde ise felaket niteliğinde.

Şimdi, Erdoğan’ın kararları takır takır hayata geçiriliyor. Meclis sembolik bir adres oldu. Milletvekilleri adeta konu mankenine döndü. Bakanlar da Erdoğan’ın sekreterleri pozisyonunda. 

Böylesine güçle donatılan sistemin başındaki Cumhurbaşkanı için herhalde tüm bunlar yeterli olmamış olacak ki; bu kez de milletin ortaya koyduğu iradeye savaş açıldı. Muhtemel bir seçimde AKP’nin ve Erdoğan’ın karşısındaki en güçlü iki adaydan biri olan Ekrem İmamoğlu’nun önce  diploması iptal edildi. Ardından şaibeli bir operasyonla hapse atıldı. 

Ortaya çıkan gerçek; iktidardakilerin dürüst bir seçimden yana olmadıklarının,  “iş olsun, torba dolsun” diye seçim yapma niyetinin işaretiydi. İmamoğlu’nun kazandığı ilk seçimde bunun kokusu alınmıştı. O seçimi hukuku ayaklar altına alarak iptal etmişler ama millet kendi iradesine uzatılan eli kırıp atmayı bilmişti.

Özgür Özel’in, “Erdoğan, Trump’tan icazet alarak yaptı” dediği, “AKP’nin İmamoğlu’nu saf dışı bırakma operasyonu” Türk kamuoyu tarafından desteklenmiyor. Daha önce benzer operasyonlarda, elindeki medya gücünün de etkisiyle sonuca ulaşan AKP bu sefer tabiri caizse duvara tosladı. Karşılarına millet çıktı, gençler, kadınlar çıktı. Zira, AKP ve Erdoğan’ın yapmaya çalıştığı şeyin “milletin elinden egemenliğini almak” olduğu fark edildi. Millet, “hürriyetimi çaldırmam” diye güçlü bir mesaj iletti. 

Milletin ayağa kalkmasına, uyanmasına vesile olan isim de Ekrem İmamoğlu oldu. Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey’i bilenler bilir. Ecnebi devletlere yaranmak için şehit edilen kişidir. Atatürk, Kurtuluş Savaşı kazanıldıktan sonra Konya’da Kemal Bey’in babası Arif Bey’le buluşur.

 İlk cümlesi şöyledir:

“Gel bakalım devletin babası.”

Baba Arif de, “Devletin babası sizsiniz” karşılığını verince Atatürk şöyle der:

“Sen öyle bir evlat yetiştirdin ki meşaleyi o tutmasaydı biz ateşi yakamazdık. Işığı tutan senin oğlundur.” 

İmamoğlu, Türkiye için ışık, meşale olmuştur. O artık “milletin oğlu”dur. 

Özgür Özel kazık atar mı?

İmamoğlu’nun içerde olması nedeniyle çeşitli senaryolar dolaşıyor. Onların başında da “Özgür Özel’in İmamoğlu’na kazık atma olasılığı” geliyor. Özel’e güvenmeyen hatırı sayılır bir çevre var. Bunu vurgulamalıyım. 

Özel’in de, Kemal Kılıçdaroğlu’nun son Cumhurbaşkanlığı seçiminde yaptığı gibi bir yanlışa sürüklenebileceği belirtiliyor. Kılıçdaroğlu’nu etkileyen özellikle AKP geçmişli siyasi figürlerin, Özel’i de benzer şekilde kendi çıkarları için manipüle edebilecekleri görüşü dillendiriliyor. 

Özel, Kılıçdaroğlu’nun partiden acı bir tecrübeyle gitmesine yol açan sürecin en yakın tanığı. Nefsine uyarak, yanlış insanlara kanarak benzer bir yaklaşım sergilerse aynı akıbeti yaşayacağı muhakkak.

“Millet iradesi” için kendini ateşe atan İmamoğlu’na karşı yapılacak vefasızlığın toplumdaki yansımasının Özel’i yakacağını kestirmek güç değil.

Diyelim ki Özgür Özel nefsine uyarak kendi adaylığına yöneldi. Mansur Yavaş gider merkez partilerden birinin adayı olur mu? Olur. Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş’ın arkasında olmadığı Özel, seçimde başarılı sonuç alabilir mi? Alamaz. 

Sadece bu kadarla da kalmaz, CHP’yi de bölerek iktidara hizmet etmiş olur. O zaman da sokakta görenler Özel’in yüzüne mi tükürürler yada “yazıklar olsun” mu derler bilinmez.