Medya, ‘Terörsüz Türkiye’ ambalajıyla sunulan proje için Meclis’te oluşturulan komisyonun adını ‘süreç komisyonu’ koydu.

İYİ Parti’nin reddettiği ve üye vermediği komisyona CHP’nin katılma kararı vermesi özellikle CHP seçmenini sarstı. Partililerin ezici çoğunluğu CHP’nin orada yer almamasını istiyordu ama Özgür Özel seçmenlerinin aksi yönde karar verdi.

Özel’in, “nitelikli çoğunluk şartı” ve “asıl CHP’nin komisyonda bulunmaması sakıncalı” gerekçeleri seçmenini ve kamuoyunu tatmini amaçlıyor. Hiç unutmam; geçmişte sıkı ANAP’lı olan bir arkadaşım Özgür Özel’e methiyeler dizerken dayanamadım ve, “Görüntü yanıltır, perde arkası farklıdır” demek zorunda kaldım. O arkadaş şimdi benim ne demek istediğimi anlamıştır herhalde.

CHP’nin, Cumhuriyeti, üniter yapıyı, ulus devleti hedef alan projelerin yakınından bile geçmemesi beklenirken farklı bir tavır sergilemesini yadırgamak normal. Özgür Özel, geçen süreçte kızgın kamuoyunun gazını aldı, öfkelerini yatıştırdı. Bu arada önemli Belediye Başkanları’nın hapse atılmasına engel olamadı. Belki de bazılarının içeri alınmasını içten içe istemiş de olabilir. Komisyon kararına tepki gösteren Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan’a kızgın olduğunu da gördük Özel’in.

Özel’in komisyon kararı; koltuk aşkının, memleket aşkından baskın çıktığının ifadesi olarak da değerlendirilebilir. Ama girdiği yol onun planlarını bozup koltuktan olmasına yol açabilir. Kanaatime göre Özgür Özel bu saatten sonra ‘topal ördek’konumundadır. CHP’de Genel Başkan tartışması başlayabilir ve bu gelişmeler kongrenin toplanmasına, Özel’in koltuğu kaybetmesine kadar varabilir.

Tehlike büyük. Orta yerde oyun-kumpas var. Bu oyunu sahneye koyanlar başkaları. Yöneticilerimizin bazıları maalesef ellerin kurduğu oyunda rol almaktan hicap duymuyor. Terörün üst yapılanması KCK halen faal. Suriye’nin üçte birini PKK terör örgütü işgal etmiş. Emperyalizm o yapıyı büyütürken bizimkiler seyretmekle meşgul. Tenekede silah yakarak Türk Milleti’ni kandırdıklarını zannediyorlar. Meclis’te oluşturulan komisyonu isteyen Teröristbaşı Öcalan. Orada amacın; sorun çözmek değil aksine var olan problemleri daha da çoğaltmak olduğunu anlamamak için ne olmak gerektiğini herkes bilir. Üstelik geçmiş tecrübelerimiz de buna işaret ediyor.

İYİ Parti Lideri Dervişoğlu Bursa’daki ‘Birinci Vazifen’ mitinginde, "Ne yani elimizde son kalan değeri, yani yurttaşlığı, serbest seçimleri, kanun karşısında eşitliği vaat eden Türk kimliğini de mi verelim?” diye sorduktan sonra şöyle dedi:

“'Ben iktidarda kalayım da Türk milleti ne yaşarsa yaşasın, gerekirse kimliği, gerekirse vatanı, gerekirse bayrağı, sınırları, nüfusu, dili değişsin' diyebilen bir organize kötülüğe karşı biz de çıkıp, 'Yeter ki iktidara gelelim, o vakte kadar da ne olursa olsun mu?' diyelim? Kusura bakmayın ben demem. Ben diyemem. Azdan az, çoktan çok gider. Biz çokuz. Azlar düşünsün.”

Dervişoğlu’nun şu cümlelerinin altını da kalın şekilde çizmek gerekir:

“Benim kavgam, Türk’e ve Cumhuriyet’e düşman olanlarladır. Türk milletine büyük bir kalkışma var. İhanet var.”

Özgür Özel keşke, “Biz Cumhuriyeti, milli kimliğimiz için, üniter yapımızı da demokrasimiz için koruyacağız. Cumhuriyete yöneltilen her tacizi de milli varlığa saldırı sayacağız. Rahatsızlığı Türklükle, rahatsızlığı Atatürk’le olan, rahatsızlığı Cumhuriyetle olan hiç kimseye de bu topraklarda rahat vermeyeceğiz” diyen Musavvat Dervişoğlu gibi delikanlı olabilseydi. "Özgürlük ve bağımsızlık benim karakterimdir" diyen Atatürk’ün izinden gidebilseydi.

ABD’de 72.5 millet var ama kimse çıkıp etnik bölücülük yapamıyor. İngiltere de aynı. Nedeni; onlar güçlü ülkeler. Türkiye ise beceriksiz, menfaatçi yöneticiler yüzünden zaaflarının bedelini ödüyor. Ama bu bedel ödemenin de artık sınıra dayandığı gerçek. Yağmalamadıkları maddi ve manevi değerimiz kalmadı desek yanlış olmaz. Millet, fakir ve harap düştü. Emperyalizm düşmanlığa devam ederse Türk Milleti’nin taşan sabrının peşinden gelecek gazabı test edebilir.

Demokrat Parti ne yapacak?

Demokrat Parti (DP) ‘Süreç Komisyonu’yla ilgili kararını bugün (Pazartesi) verecek. Genel Başkan Gültekin Uysal yetkili kurullarla yapacağı müzakerelerin ardından partinin tavrını ilan edecek. DP’de iki görüşün gündemde olduğunu belirtebilirim. Ağırlıklı grup komisyonu boykot etme yanlısı. Bir grup ise komisyona girme ve orada yanlışları gösterme taraftarı. Genel Başkan Uysal’ın geçen haftalardaki açıklamaları esas alındığında ‘Terörsüz Türkiye’ denilen projeye karşı olduğu görülüyor. DP’nin şu an Meclis’te 1 milletvekili bulunuyor. Katılma kararı çıkarsa İzmir Milletvekili Haydar Altıntaş DP’yi temsil edecek.

Müslüman denilebilir mi?

Diyanet eksenli bir skandal herkesin dilinde. Avusturya Türk İslam Birliği (ATİB) için gönderilen Din Hizmetleri Müşavirleri, Ataşeler ve İmamlar sayesinde ‘eskort kadınlar’ skandalımız oldu. Müşavirlerin, yardım için toplanan paralardan, eskort kadınlarla yaptıkları âlemlerin masraflarını ödediği haberleri medyaya yansıdı. Hepimiz dehşete düştük.

Daha önce de, yurt içindeki kurslarda çocukların istismar edildiği, bazen dövüldüğü haberlerini duymuştuk. Yine "evlatlık edinilenle ve baldızla evlenilir" gibi garip fetvalar da Diyanet’ten gelmişti. Örnekleri uzatmak istemiyorum.

“Böyle Müslümanlara makam ve maaş helal edilir mi?” diye soruyorum. Daha da önemlisi, “Bu tiplere Müslüman denilebilir mi?” diye merak ediyorum.

Eskiden olsa, bu tarz bir terbiyesizliğin ciddi bir yaptırımı olurdu. Muhataplar görevden alınır, yargılanır ve ceza alırdı. İşin ucu iktidardaki partiye kadar uzanırdı. Muhtemelen sorumlu bakan da istifa etmek zorunda kalırdı. Medya ise günlerce yayın yapardı. Şimdiyse bu denli bir skandal, medyanın yüzde 90'ı iktidarın arzularına göre şekillendiği için yeterince gündem olmuyor.