Merakla beklenen Trump-Putin Zirvesi gerçekleşti. Alaska’da sıcak bir atmosferde, jestlerle başlayan görüşmeden anlaşma açıklaması gelmedi. Putin’in “Anlaşma yapılana kadar anlaşma yok” ifadesi belki de zirvenin özeti oldu.
ABD Başkanı’nı zirveye mecbur bırakması, üstelik Avrupalı liderlere masada yer verdirmemesi, Ukrayna’da Batı’nın tüm desteğine rağmen yenilmeyen Putin’in altı çizilmesi gereken artılarıydı.
Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB) dağıldıktan sonra NATO Rusya’nın dibine kadar sokuldu. Ruslar bu durumdan hoşnut değillerdi. NATO ile yapılan protokolün ihlal edildiğini savunuyorlardı. Ve daha fazla geri çekilmeme, sessiz kalmama stratejisini belirledikleri gözleniyordu. Rus Dışişleri Bakanı Lavrov’un Alaska’da ‘SSCB’ yazılı tişörtle boy göstermesi içlerindeki yaranın dışa yansımasıydı. Aynı zamanda Rusların SSCB özlemi duyduğunun da göstergesiydi.
Lavrov’un Alaska’da verdiği SSCB mesajı benim aklıma, “Trump’la, SSCB’ye dönüş pazarlığı da yapıldı mı?” sorusunu getirdi. Ne de olsa ABD’nin Çin ile kavgasında Rusya’ya ihtiyacı vardı ve Putin fırsattan istifade böyle bir niyet beyanında bulunmuş olabilirdi. Yalta’da Roosevelt, Churchill ve Stalin paylaşım yapmıştı. Alaska’da Trump-Putin benzer bir role soyunmuş olabilirler.
Putin, SSCB hasreti çekiyorsa, “atı alan Üsküdar’ı geçti” deyimini hatırlatmakta fayda var.
Size soru: Acaba Rusya NATO’ya girer mi? Ya da böyle bir talebi olabilir mi? Alaska’da bu yönde bir konuşma olmuş mudur?
Bana göre olmayacak şey değil. Zira Putin 2000 yılında, dönemin NATO Genel Sekreteri George Robertson’a “Bizi ne zaman NATO'ya davet edeceksiniz?” diye sormuştu. Robertson, “Biz NATO'ya davet etmiyoruz, onlar başvuruyor” yanıtını verince Putin, “Önemli olmayan birçok ülkeyle aynı çizgide durmuyoruz” karşılığını vermişti. Yani Putin, Rusya’nın Batı’nın bir parçası olmasını düşünüyordu ama NATO’ya kabulün Rusya’nın arzu ettiği şekilde gerçekleştirilmesi gerektiği mesajını veriyordu.
2000’de bunu düşünen Putin’in aynı yaklaşımı Trump zirvesinde dile getirmemesi için neden yok. Bana sorarsanız Rusya’nın da NATO üyesi olması dünya barışı için umutlu bir gelişme olur.
Rus siyaset bilimci Alexander Dugin’in, Putin - Trump görüşmesinden sonra yaptığı değerlendirme ise Rusya’nın NATO üyeliği ekseninden çok farklı boyuta kaydığının işaretiydi. Zirve için, “çok kutupluluğa doğru atılmış bir adım” diyen Dugin, “Ülkemizin büyük Başkanı, diğer büyük ülkenin başkanı Trump’a, Rusya'nın bir aktör olarak dikkate alınması gerektiğini gösterdi. Bu nedenle bizi, ne Batı’nın ne de Trump’ın istediğini yapmaya zorlayamazlar. Bizimle anlaşmak zorundalar ve bu tamamen farklı bir yaklaşım. Bu, çok büyük bir zafer, çok kutupluluğa doğru dev bir adım” ifadelerini kullandı.
Alaska Zirvesi’ne giden Rus gazetecilere uçakta Kiev usulü tavuk ızgara ikram edildiğini öğrendik. Lavrov’un SSCB tişörtü ve ızgara mesajları Batı’ya karşı ‘üstten bakan’ ve ‘galip olan biziz’ tavrının tezahürüydü. Bu tutum, “Rusya'nın dünya sahnesinde kendisine bir platform sağlandığı için ABD'yi, Batı'yı ve Ukrayna'yı küçük düşürmek için her fırsatı kullanacağını” söyleyen Litvanyalı eski Bakan Gabrielius Landsbergis’i haklı çıkarır nitelikteydi.
‘Ukrayna İçin İstekliler Koalisyonu’ Kiev’i destekleyen ülkeler için kullanılan bir tarif. Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Zaharova, 17 Ağustos’ta (Cumartesi) toplanacak olan istekliler koalisyonu liderlerine “peçete ve şeker kaşıkları getirmeyi unutmayın” diyerek dalga geçti. Bu tavır, Rusya’nın özgüven patlaması yaşadığının işareti olarak not edildi.
Trump, Alaska Zirvesi’nden sonra Zelenski, NATO Genel Sekreteri Rutte ve Avrupalı Liderleri aradı. Türkiye de Avrupa ülkesi ama Trump anlaşılan bizi kaale almadı. Zelenski Pazartesi Amerika’da Trump’la buluşacak. Bu görüşmenin gidişatı Trump-Putin-Zelenski üçlü zirvesi için belirleyici olacak.
Putin ise Moskova’ya döndükten sonra kurmaylarıyla toplantı yaptı ve görüşmeyi anlattı.
Alaska sonrası dikkat çeken değerlendirmelerden birini Macaristan Başbakanı Viktor Orban yaptı. Orban, “Yıllardır, iki büyük nükleer gücün işbirliği çerçevesini yıkıp birbirlerine tehditler savurmasını izledik. Artık bu bitti. Dünya bugün dün olduğundan daha güvenli” öngörüsünde bulundu.
Geçmişin iki kutuplu dünyasının bir yanı ABD öbür yanı SSCB idi. Rusya, SSCB’nin mirasçısı. İki ülkenin yöneticilerinin konuşması, kavga etmelerinden iyidir. Yeter ki bu konuşmalar başka haksızlıklara yol açmasın…