“Yeni yıla nasıl girersen öyle geçer” inanışı doğruysa 2026 yılı zor bir yıl olacak. Çünkü yeni yıla aslında eski dünyada kalması gereken “Haydutluk”, “Korsanlık” olarak nitelendirilen bir büyük uluslararası sorunla girdik. Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro, eşiyle birlikte en güvende olması gereken ülkesinin başkentinde yatağından alınarak ABD’ye götürüldü. ABD Başkanı Donald Trump, yere göğe sığdıramadığı askeri operasyonu coşkuyla anlatırken, “Venezuela’yı biz yöneteceğiz” dedi.
Geçen 48 saate Birleşmiş Milletler hukukunun yok sayıldığını, dünyanın artık kuralsız ve öngörülemez hale geldiğini ortaya koyan müdahaleye kimin nasıl tepki verdiğini izledik. Beklendiği gibi Çin, Rusya, İran, Brezilya, Küba, Kolombiya, Meksika saldırıyı kınadı, İsrail ve Ukrayna ise destek verdi. Avrupa Birliği ülkelerinden ise Maduro’nun meşruiyetini sorgulayan ama “uluslararası hukuk ve BM Şartı'na saygı duyulmalı” cümlesi de eklenen ölçülü açıklamalar geldi. Gözlerin çevrildiği BM Genel Sekreter Sözcülüğünden yapılan açıklama ise, “Genel Sekreter, uluslararası hukukun kurallarına uyulmamasından endişe duyuyor” şeklindeydi.
Türkiye’nin açıklaması ise Dışişleri Bakanlığı’ndan gelen bir “itidal” çağrısıydı. Açıklamada, "Türkiye, Venezuela'nın istikrarına ve Venezuela halkının huzur ve esenliğine önem atfetmektedir. Mevcut durumun bölgesel ve uluslararası güvenlik açısından olumsuz sonuçlar doğurmamasını teminen tüm tarafları itidalli davranmaya çağırıyoruz" ifadelerine yer verildi.
Açıklama muhalefet tarafından yetersiz bulundu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın sessizliğini hedef alan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, önce Çankırı’da düzenlediği mitingde, ardından sosyal medya hesabından seslendi. Özel, “Demokrasiyi savunman gerektiği zaman Maduro’yu savunuyordun, şimdi dünya düzenini savunman gerektiğinde, suskunluğunla, Trump’ın başka bir ülkeye darbesini savunuyorsun. Çünkü muhtaç hissettiğin Trump’tan çekiniyorsun. İşte sizin demokratlığınız da dostluğunuz da kardeşliğiniz de bu kadar!” dedi.
Özel’in açıklamasına iktidar mensuplarından neredeyse koro halinde sert yanıtlar geldi. Özel’i ağır dille eleştiren AK Partililer en azından bu vesile ile ABD’nin Venezuela saldırısına yönelik de bir çift söz etmek zorunda kaldı.
En kapsamlı açıklama AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik’ten geldi. Çelik, Özgür Özel’in sözlerini de eleştirdiği açıklamasında, “Bir ülkenin halkına ait egemenliğin hedef alınması ve uluslararası hukukun ihlal edilmesi hiçbir şekilde kabul edilemez. Bir ülkenin “Siyasi Tapu”su sadece ve sadece o ülkenin halkına aittir” dedi. Saldırıdan neredeyse bir gün sonra açıklama yapan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “Türkiye Cumhuriyeti olarak uluslararası hukukun, milli iradeye saygının ve Venezuela halkının yanında olmaya; tüm taraflarla diyalog içinde istikrarı savunmaya devam edeceğiz” dedi.
Çelik ve Yılmaz’ın açıklaması iktidar adına önemli açıklamalar olsa da muhalefeti tatmin ermedi. Gözler Erdoğan’ın ne diyeceğine çevrildi. Peki muhalefetin sert eleştirisine neden olan Erdoğan’ın açıklamasının bu gecikme nedeni ne?
AK Parti’de süreci değerlendiren siyasetçilerin işaret ettiği ilk nokta, “Devlet yönetme sorumluluğu ile hareket edildiği, bu kapsamda gelişmelerin bütün yönüyle görüp değerlendirildiği” yönünde.
“Sorunun değil, çözümün parçası olmak”
AK Parti’nin Venezuela’daki son gelişmeler dahil uluslararası hukuku gözeten ilkesel tutumunun süreceğini dile getiren AK Partili bir siyasetçi itidal içeren yaklaşımlarını şöyle özetledi:
“Türkiye’nin Venezuela’daki tavrını merak edenler Ukrayna’ya baksın. Rusya’nın Ukrayna saldırısının ardından da muhalefetten benzer tepkiler geldi. Ama orada da iktidar sorumluluğu ile davrandık, ülke çıkarlarını gözeterek hareket ettik. Bugün Türkiye iki ülkeyle de konuşabilen, sorunun çözümü için çaba harcayan bir ülke durumunda. Venezuela açısından da uluslararası hukukun çiğnenmesinin elbette karşısındayız. Ancak çiğnenen bu hukuku uygulayacak olan Erdoğan değil. Sorunu kendi sorunumuz haline getirmenin faydası yok. Sorunun değil çözümün parçası olmak gerek. Başarılı dış politika da bu bakışla mümkün. Doğru olan sağduyulu, itidalli, istikrarı gözeten bir tutum sergilemek.”
Beklenen Erdoğan açıklaması görünen o ki bugün ABD Başkanı Donald Trump ile yapması beklenen görüşme sonrasına bırakıldı. Erdoğan’ın bu görüşme sonrası ya da Kabine toplantısının ardından bir değerlendirme yapması bekleniyor.
Cumhur İttifakı ortağı MHP’ye göre de Erdoğan’ın henüz açıklamama yapmaması bir sorun teşkil etmiyor. Bu tür kritik durumlarda gelişmelerin bir süre izlenmesinin, dünyanın tepkisine bakılmasının faydalı olduğunu söyleyen MHP’li bir siyasetçi de “İktidarın sorumluluğu ile hareket etmek gerek. Devlet yöneticilerinin bu gelişmeleri etraflıca değerlendirip açıklama yapması normal. Olan olmuş. 24 dakika sonra ya da 24 saat sonra açıklama yapılması neyi değiştirecek. Önemli olan bundan sonra alınacak tutum, atılacak adımlardır” yorumunu yaptı.