Teröristbaşı Öcalan’ın da ana aktörü olduğu garip bir süreç yürütülüyor. Adına da ‘Terörsüz Türkiye’ diyerek çekici hale getirdiler. Ambalajı albenili ama içindekiler adeta baldıran zehri gibi.

Irak’taki PKK’lı teröristler silah bırakmak yerine yakmayı tercih etti. Suriye’deki PKK’lıların ise silahları merkezi otoriteye teslim ederek yasaların diğer Suriye vatandaşlarına tanıdığı formatta yaşama gibi niyetleri yok.

Türkiye ateşli bir çözüm süreci gündemine girmişken yurdumuzun çok sayıda il ve ilçesinden büyük yangın haberleri gelmeye başladı. Türkiye’nin tarihi boyunca yaşamadığı derecede fazla sayıda ve yıkıcı bu yangınlar çözüm sürecini biraz geri plana düşürdü. Ama soru işaretlerine de yol açtı? Mesela, maden ruhsatı verilen alanların yakıldığı iddiası var ki bence dehşet bir şey… Başka bir iddiaya göreyse Türkiye’den istediğini alamayan alçaklar ormanları yakmaya başladı… İki iddianın da araştırılması ve açıklığa kavuşturulması gerekiyor.

Yangınlarla mücadelede ortaya çıkan bir gerçek var. O da yetersiz kalındığı. Benim anlamadığım başka bir husus da şu: “Biz ona buna yardıma koştuk, koşuyoruz. İktidardaki arkadaşlar böylesine devasa yangınlarla mücadele için acaba neden dost ülkelerden destek talep etmiyorlar?”

Çoklu direniş

Terörsüz Türkiye projesine net ve sert karşı duruş sergileyen liderler Musavvat Dervişoğlu (İYİ Parti), Ümit Özdağ (Zafer Partisi) ve Hüseyin Baş (Bağımsız Türkiye Partisi) diye sıralanıyor. Gültekin Uysal ve Demokrat Parti’de (DP) benzer çizgide konumlanıyor.

Dervişoğlu’nun özellikle grup toplantısında verdiği mesajlar müthiş etki yaratıyor. Dervişoğlu ‘Terörsüz Türkiye’ denilen projeyi ‘ihanet projesi’ olarak görüyor ve rest çekiyor:

“Milletimize kurşun sıkan FETÖ'cüsü de gelsin, milliyetçiyim deyip, ihanet sürecinin akıl hocası olan da gelsin. Milli irade diye diye geldiği iktidarda, millet iradesini yok sayan da gelsin, cumhuriyeti kurduk derken, cumhuriyet düşmanlarına tebrik gönderenler de gelsin. Sevr artığı projenin mimarları da gelsin, keşke Yunan kazansaydı diyen bir alçağı adam yerine koyanlar da gelsin. Topu gelsin. Biz buradayız bekliyoruz. Bunlar Türk Milleti’ni unuttular. Bunlar Türk Milleti’nin sesini de sessizliğini de unuttular. Bunlar Türk Milleti’nin vatanına ve Türklüğüne uzanan elleri nasıl kırdığını unuttular. Çünkü her şey oldular, her kılığa girdiler, bir tek Cumhuriyet fikrine dahil olamadılar, bir tek Türk olamadılar.”

Ümit Özdağ sürece tavrı net olan bir lider. O, “Cumhur İttifakı yetkilileri Öcalan’la bir pazarlık yapıldığını reddettiler. Ancak biliyoruz ki önümüzdeki süreçte anayasa değiştirilmek isteniyor ve pazarlığın temel konusu da yeni anayasanın nasıl olacağı. İktidar ne kadar reddederse reddetsin PKK'ya çok ciddi taviz sözleri verildi. PKK, 30 Kalaşnikof’u yaktı diye 200'den fazla PKK'lı tahliye edildi. Bunlar olurken terör örgütü Avrupa'da Lozan Antlaşması'nı kabul etmediğini duyuran toplantılar düzenliyor ve bu toplantılarda Lozan Anlaşması'nın geçersiz sayılması için girişimlerde bulunuyor ve Sevr'i canlandırma mücadelesi veriyor” diyor.

Hüseyin Baş, karşı duruşunu aktarırken can alıcı sorular da soruyor. Şu ifadeleri oldukça dikkat çekici:

“Siz, ‘Apo ile müzakere edip terörü bitireceğiz’ diyorsunuz. Terörün muhatabı Apo muydu? Terörün muhatabı arkasındaki ABD değil miydi, terörün muhatabı arkasındaki Ermeni değil miydi, terörün muhatabı arkasındaki Avrupa değil miydi? Git onunla müzakere et. Bu mesele Kuzey Suriye'de bir YPG Devleti kurulması meselesi ve Türkiye Cumhuriyeti'nin bunu tanıması meselesidir. Sen Apo'nun silah bırakması karşılığında YPG'ye silah bıraktırmayarak neyi anlatmaya çalışıyorsun? Hedef Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin üniter yapısıdır, birlik ve beraberliğidir. Hiçbir şeyin danışılmadığı bir Meclis’e Terörsüz Türkiye niye danışılıyor? Madem milletin onayını almak istiyorlar referandum yapsınlar.”

Gültekin Uysal’ın tespiti ise şöyle: “Terör örgütü ele başını affetmek, yeni bir açılım icat etmek herkesin malumu olduğu gibi sadece bir dönem daha başkan olabilmek içindir. Karşı karşıya kaldığımız etnik bölücü problem başkalaştırılarak daha fazla çetrefilli hale getirilecektir.”

Özdağ’dan CHP’yi sarsacak mesaj

Ümit Özdağ söylemlerinin yanı sıra eylemleriyle de göze çarpıyor. Bu eylemlerin bazıları sahne önünde cereyan ediyor ama perde arkasında kalan önemli adımları da var. İstanbul’dan bir arkadaşım aradı. Kendisi Ümit Özdağ’ın yakınındaki isimlerden. Sohbet sırasında konu ülkenin gündemine geldi. ‘Terörsüz Türkiye’ süreci ekseninde Meclis’te oluşturulmaya çalışılan komisyonla ilgili çarpıcı bir kulis bilgisi verdi.

Anlattığına göre, Özdağ ile Özel telefon görüşmesinde komisyon meselesini değerlendirmiş. Özdağ, CHP’nin söz konusu komisyona girmesinin büyük bir hata olacağını savunarak, “AKP’nin masasındaki ankette bizim oyumuz yüzde 6. İYİ Parti’de 8’ler civarında. Komisyona girerseniz sizinle ittifak yapmayız” şeklinde net bir mesaj iletmiş.

CHP’nin komisyon mevzusundaki tavrı merak ediliyor. Özel, son olarak Gazeteciler Cemiyeti ziyaretinde ‘henüz karar vermedik’ dedi. Anlattığına göre, 16 maddelik bir talepleri olmuş komisyon ekseninde. Şu ana kadar bu isteklerin karşılanmadığını belirtti. Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş’un ise kendisine o taleplerle ilgili pozitif şeyler söylediğini vurguladı. CHP’nin yetkili organlarının toplanacağını ve bir karara varılacağını ifade etti.

Muhalif kesimde CHP’nin komisyona girmesinin, ‘iktidarın çözüm sürecine ortak olmak’ anlamına geleceği şeklinde yaygın kanaat var. İktidarın CHP’yi ‘günah ortağı’yapabileceği öne sürülüyor. “Komisyona katılma kararı verirseniz CHP’yi nasıl etkiler?” diye sordum kendisine. “Yaşayıp göreceğiz” demesi düşündürücüydü.

Özgür Özel rahat değil. İktidarın Kemal Kılıçdaroğlu’nu CHP’nin başına geri getirme planları konuşuluyor. Kılıçdaroğlu’nun başında olacağı CHP ile hem komisyon hem de anayasa işini çözebileceklerini öngörüyor olabilirler. CHP komisyona girmeme kararı alırsa; Özel iktidarın şimşeklerini üzerine çekecek. Yani Özel için komisyon meselesi koltuktan olma tehlikesi de taşıyor. İşin diğer boyutunda ise halk nezdindeki itibarın ve desteğin zayıflaması var. Zira vatandaşların büyük kısmı Öcalan’lı sürece öfkeli. Şu anda iktidara yönelen bu öfke komisyon ortaklığı olursa CHP’yi de yakabilir.

Öte yandan ZP ve İYİ Parti’nin mevcut seçim sisteminde CHP ile ittifak yapmamasının manası; CHP adayının işinin zora girmesi anlamına gelir. Bu iki partinin RP’yle de anlaşarak 3. bir cumhurbaşkanı adayı çıkardıklarını düşünürseniz böyle bir tablonun CHP açısından hezimet yaratması muhtemel.

Özel, cemiyetteki sohbette daha önce de dile getirdiği biçimde ‘Kürt sorunu’ ifadesi kullandı. Yadırgadığım bir tavır. Siyasette, liderler ve partilerin konulara, devlet-millet merkezli yaklaşmaları gerekir. Türkiye düşmanlarının söylemlerini dillerine pelesenk yapmamaları beklenir. Zira konu terördür, zararı da bu ülkede yaşayan tüm vatandaşlaradır. Devlete düşen de rutini radikal olarak uygulamaktır. Vatanı ve milleti için menfaatlerini kenara atamayanlar ülke yönetiminde yer almamalıdır.

KCK diye tüm terör gruplarını içine alan yapılanmayı kuran, PKK terörünü başlatıp binlerce cana ve trilyonlarca maddi kayba sebep olan Teröristbaşı Öcalan, ‘muteber adam’ pozisyonuna sokuldu. Ona güvenip yola çıkanlara Allah akıl fikir versin. Öcalan ve örgütü, “silahla değil, siyasetle aynı hedeflerin peşinden koşacağız” derken bizimkiler güzel sonuçlar almayı hayal ediyor.