Her insan hayatında defalarca bir tercihle karşı karşıya kalır: Ya kişisel çıkarını koruyacak ya da doğru bildiği yolda ilerleyecektir. Özellikle toplumsal sorumluluk taşıyan kişiler için bu kararlar, sadece bireysel sonuçlar doğurmaz; çevreyi de etkiler.
Bizler, hekimler olarak, sadece kendi hayatımızdan değil, başkalarının yaşam hakkından da sorumluyuz. Bu nedenle doğru olanı yapmak, bizim için sadece kişisel bir erdem değil, mesleki bir zorunluluktur. Çünkü bir hekim, mesleğini bilgi ve deneyimi kadar vicdanı ile de icra eder.
Vicdan: Toplumsal adaletin temeli
Dünyada bireysel çıkarlar uğruna bozulan dengeler, aslında vicdanın sesine kulak verilmediğinin göstergesidir. Oysa vicdan, bireyin iç sesi olmanın ötesinde, adaletin de temelidir. Vicdanı bastıranlar geçici zaferler elde edebilir; ancak hakikatin ve adaletin önünde sonunda galip geleceği tarih boyunca defalarca kanıtlanmıştır.
Bugün içinde bulunduğumuz koşullarda, adaletin tesisi için önce vicdanımızı özgür bırakmak, kişisel hesapları bir kenara koymak zorundayız.
Hekimlik mücadelesi: İlkesiz kazanılmaz
Hekimlik yalnızca teknik bir uzmanlık alanı değildir; bir vicdan, bir insanlık mücadelesidir. Bu kutsal mesleğin itibarını korumak ve geliştirmek, ancak ilkelerinden taviz vermeyen, vicdanı ve doğruluğu rehber edinmiş insanlar sayesinde mümkündür.
Hekim Birliği olarak bizler, kişisel çıkarlar uğruna eğilip bükülmeyen, güç karşısında boyun eğmeyen bir duruşun temsilcileri olmayı seçtik. İnanıyoruz ki hekimlik mesleğinin onurunu korumak, günü kurtarma hesaplarıyla değil, geleceğe onurlu bir miras bırakma bilinciyle mümkündür.
Bugün geldiğimiz noktada hekimlerin sesi, yalnızca bir meslek grubunun değil, insanlık onurunun sesidir. Ve bu sesi korumak, sadece vicdanlı ve ilkesizliğe karşı duran kişilerin omuzlayabileceği ağır ama şerefli bir sorumluluktur.
Kolay olan mı, zor olan mı?
Kısa vadeli çıkarlar her zaman cazip bir yol sunar. Ancak bu yol, er ya da geç güven kaybıyla, itibar yitimiyle sonuçlanır. Doğru olanı seçmek ise her zaman daha zor, daha zahmetli, fakat daha kalıcıdır.
Doğru bildiği yoldan şaşmayanlar, zorluğun karşısında yılmayanlar ve ilkesizlikten medet ummayanlar, gerçek zaferin de sahibi olurlar.
Bizim cevabımız belli
Kişisel çıkar mı, doğru olan mı? Bizim cevabımız başından beri belli: Her zaman doğru olan!
Çünkü ancak doğruluğu ve vicdanı rehber edinmiş bir mücadele kalıcıdır. Ancak adalet için baş eğmeyenlerin yolu haklı bir zaferle taçlanır.
Ve biz, bu inançla yürüyoruz.