Kıymetli sanatçı Volkan Konak’ın vefatı yalnızca müzik dünyasını değil; toplumsal duyarlılığı olan herkesi derinden sarstı.

Volkan Konak, güçlü sesi ve muhteşem yorumlarının yanı sıra; ülke meselelerine olan hassasiyeti, aydın kimliği ve topluma ışık tutan duruşuyla daima hafızalarımızda yaşayacak çok değerli bir sanatçımızdı.
Kendisine Allah’tan rahmet; ailesine, sevenlerine ve halkımıza başsağlığı diliyorum.

Hayat bazen bir çember çizer

Dokunduğumuz hayatlar, bir gün bizim ellerimizden tutar.
Volkan Konak’ın vefatıyla ortaya çıkan bir başka gerçek daha vardı:
İyiliğin asla kaybolmadığı…

Sanatçımıza ilk müdahaleyi yapan Dr. Ahmet Görkem Yasak, tıp fakültesinde okurken rahmetli Konak’la tanışmış ve onun desteğiyle doktor olmuş bir gençti.
Ve yıllar sonra…
O genç, bir zamanlar kendisine umut olan, destek sunan o güzel insana; sahnede geçirdiği kalp krizinden sonra hayat vermek için müdahale etti.
Kendisine kol kanat geren, belki de hekim olmasında dönüm noktası olan Volkan Konak’ı yaşatmak için elinden geleni yaptı.

Bilgiyle beslenen eller şifa dağıttı

Benzer bir hikâye İzmir’de yaşandı.
Emekli İngilizce öğretmeni Necla Kara, geçirdiği beyin tümörü nedeniyle görme kaybı yaşadı. Tetkikler sonucu ameliyat kararı alındı.
Ve o ameliyatı gerçekleştiren hekim, yıllar önce Necla Öğretmen’in sınıfında oturan öğrencisiydi: Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Dr. Efecan Erişken.
Bir zamanlar bilgiyle beslediği çocuk, yıllar sonra ona yeniden ışık oldu.

Hepimiz bu toprağın evlatlarıyız

Bu örnekler birer tesadüf değil; bu ülkenin emeğiyle, yüreğiyle büyüyen çocuklarının hikâyeleridir.

Bizler sadece hekim değiliz.
Bu toprakların evlatlarıyız.
Belki de birçoğumuz karne hediyesi alamadan büyüdük, sobasız sınıflarda okuduk.
Gece lambasıyla ders çalıştık, aç kaldık ama umudu hep cebimizde taşıdık.
Bizi yetiştiren ve bilimin ışığında eğitim almamızı sağlayan herkese minnetle bağlıyız.

Aynı ağacın dallarıyız

Şimdi tek isteğimiz var:
Bizi ayrıştıran değil, birleştiren değerlere kulak verin.
Çünkü biz aynı ağacın dallarıyız.

*Siz hiç kendi dalını kıran bir ağaç gördünüz mü?*
O hâlde neden bu ülkenin hekimlerine şiddet uygulanıyor?

Her sabah beyaz önlüklerimizi umutla giyerken, karanlık bir haberle uyanmaktan yorgunuz.
Sağlıkta şiddet yalnızca bireyleri değil, toplumun vicdanını da yaralıyor.

İyileştiren ellere, hayat veren yüreklere sahip çıkmak zorundayız.
Çünkü bu ülkenin geleceği, umudu, şifası ancak pırıl pırıl beyinlerle mümkün.

Yılmadan, yorulmadan...

Daha huzurlu, daha aydınlık günler için;
bıkmadan, usanmadan çalışmaya, düşünmeye, gelişmeye ve mücadeleye devam etmekten başka bir çıkış yolumuz yok.