Önce şu meşhur ‘fotoğraf’ tartışması için iki çift laf edelim.
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan Meclis’in yeni yasama yılı açılışına katıldı. Konuşma yaptı, akşam da resepsiyona iştirak etti. Resepsiyon arasında Mermerli Salon’da muhalefet başkanlarının da katıldığı sohbet gerçekleşti. Bu sohbetten yansıyan ‘fotoğraf’ epey gürültü kopardı.
Erdoğan’ın solunda Ahmet Davutoğlu onun yanında da Ali Babacan vardı. Sağında ise DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan. HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan ve BBP Genel Başkanı Mustafa Destici de karedeydi. Fatih Erbakan salona girdi, selamlaştı, oturacak sandalye olmayınca ayrıldı.
Aslında bu karede anormal bir durum yok. Bir ülkede siyasi parti başkanlarının birlikte oturması, çay içip sohbet etmesi yadırganacak hadise değil. Ama geçmişte sergilenen eylemler unutulmayınca böyle bir ‘fotoğraf’ kavga sebebi olabiliyor.
Dün PKK’lı, terörist denilen siyasi parti temsilcilerini bugün kanki gibi yanınıza oturtursanız, karşı tarafın bunu hazmetmesi kolay olmaz. Son cumhurbaşkanlığı seçiminde Kemal Kılıçdaroğlu’nun masasında yer alan Ali Babacan ve Ahmet Davutoğlu muhalefet cenahında ‘kaybettiren ikili’ gibi görüldükleri için ‘Erdoğan’lı fotoğrafta’ olmaları epey kızgınlık yaratabiliyor.
Bana sorarsanız muhalefetin esas öfkesi DEM’in yanı sıra Babacan ve Davutoğlu’na yönelik. Tabi Erdoğan’a da. Halbuki bu fotoğrafa sevinmeleri gerek. Dün muhalefete kaybettiren ikili, iktidarın kudretli lideriyle bir araya gelmişlerse o fotoğraf muhalefete yarar, iktidara zarar getirir. Valla ben muhalefet lideri olsam bu iki ismin iktidar saflarına katılmalarını bizzat teşvik ederim.
Ahmet Davutoğlu eski başbakan, Ali Babacan eski bakan. Bütün güçlerini Erdoğan’dan alıyorlardı. Nitekim AKP’den ayrılıp parti kurdular, seçimlere girdiler ve çuvalladılar. 2024 yerel seçimlerinde Babacan’ın DEVA Partisi yüzde 0,3 oy aldı. Davutoğlu’nun Gelecek Partisi 0,1, Saadet Partisi yüzde 1,1, Demokrat Parti yüzde 0,2 oy alabildi. Babacan ve Davutoğlu için bu sonuçlar siyaseti bırakıp köşelerine çekilmelerini gerektirecek orandayken, onlar halen caka satabiliyorlar.
Muhalefete zarar veren o parti başkanları Erdoğan’ın yanında ‘fotoğraf’ verdiyse, buna iktidar karşıtı siyasilerin kızması mı yoksa sevinmesi mi gerekir? Kesinlikle sevinmeleri gerekir. Gittikleri yere kaybettiren başkanlar bu kez iktidarla ‘fotoğraf’ veriyorsalar muhalefet için olumlu gelişmedir. AKP’lilerin kaygılanması gereken bir ‘fotoğraf’ ortadayken, özellikle CHP’lilerin fırtına koparmaları şaşırtıcı. Fanatizm isabetli değerlendirmeler yapmanın önünde engel demek ki...
Demem o ki, DEM, Babacan ve Davutoğlu’nun Erdoğan’la birlikte verdiği ‘fotoğraf’ iktidarı düşündürmelidir, endişelendirmelidir. Muhalefeti ise sevindirmelidir.
İstihbaratla gurur duymak
Vakti zamanında Türkiye’deki bazı çok önemli gelişmeleri Reuters ajansından öğrenirdik. Başbakanların, bakanların bile haberi olmayan bilgiler olurdu bazen.
Geldiğimiz aşama ise bambaşka. Artık çoğu başlıkta olduğu gibi istihbaratta da sınırları aştık.
Son örnek; İsrail’in Katar’a yaptığı saldırı eksenli yaşananlar. Hamas liderlerini vurma girişimi.
Herkes “Hamas liderleri nasıl kurtuldu?” diye merak etti. Türkiye’nin etkisini sorguladı.
Bana da milletin merakını gidermek düştü.
Şimdi sıkı durun. Size gurur duyacağınız bomba bir kulis bilgisi vereceğim.
İsrail’in Katar saldırısını Türk istihbaratı önceden haber aldı. Katar’da toplantı yapan Hamas liderlerine şu mesaj iletildi:
“İsrail uçakları havada. Sizi vuracaklar. 8 dakikanız var. Telefonlarınızı bırakın ve orayı terk edin.”
Ve Hamas heyeti böylece ölümden kurtuldu. İsrail, uluslararası kuralları umursamadan, utanmadan başka bir ülkeye saldırdı ama amacına ulaşamadı. Başarısızlığın faturasını da birilerine kesmişler diye duydum.
Peki bitti mi, bu kadar mı?
“Hayır.”
Dahası da var.
Türk istihbaratı bir bilgilendirme daha yaptı.
Taaa Okyanus ötesine.
Trump’un da haberi yoktu. İsrail saldırısından habersizdi.
ABD Başkanı’da Türk istihbaratı sayesinde bu dehşet girişimden haberdar oldu. Yani Trump, İsrail’in Katar saldırısını Türkiye’den öğrendi.
Yaşananlar bu ülkenin bir ferdi olarak beni gururlandı. Mutlu etti. MİT’in, istihbaratımızın gücünü görmek harika bir olay.
Zaten üzerinde bulunduğumuz coğrafyada güçlü ordunuz, güçlü istihbaratınız yoksa sizi bir kaşık suda boğarlar.
O nedenle Türk Silahlı Kuvvetleri, Türk istihbaratı, Türk emniyeti güvencemizdir. Hepsiyle gurur duymalıyız…