Türk milleti, uzun zamandan beri Atatürk’ün de belirttiği gibi muasır medeniyetler seviyesine ulaşmaya çalışıyor. Lakin bu arzusuna halen kavuşamadı. Her gelen iktidarın kendine göre icraatı, yanlışları ve keyfî tasarrufları yüzünden arzu ettiğimiz yerde değiliz.

Orgeneral Cemal Gürsel, Erzurum Hınıs doğumlu. Çeşitli savaşlarda görev almıştı. 1919'da Gazze cephesinde İngilizlere esir düştü. Mısır'da iki yıl esaretin ardından 1920’de serbest kaldı. 1960 darbesinden sonra oluşturulan Milli Birlik Komitesi’nin başındaydı. Cumhurbaşkanı seçildi. 1961-1966 arasında devlet başkanlığı yaptı.

Darbe sonrası Kurucu Meclis’in açılışı 6 Ocak 1961’de bandonun İstiklal Marşı’nı çalmasıyla başladı. Devlet ve Hükümet Başkanı Orgeneral Cemal Gürsel rahatsızlığı nedeniyle bu tarihi oturuma katılamadı ama hazırladığı konuşma metni Fahri Özdilek tarafından okundu. Özdilek’de asker kökenliydi ve Orgeneral rütbesine ulaşmıştı. Darbe sırasında 1. Ordu Komutanı’ydı. Darbeci ekibin kurduğu hükümette Milli Savunma Bakanı yapılmıştı.

Özdilek’in okuduğu Gürsel’in metninde darbenin gerekçeleri anlatılıyordu. İlginçtir belki de ilk kez “2. Cumhuriyet”tanımına o metinde rastlanıyordu. Gürsel başka neler yazmıştı? Bakalım:

Devlet zorbalık ve kaba kuvvetle yürütülen bir makine değil

*Son olarak giriştiğimiz demokrasi tecrübesi, zannedersem, şartlar tam hazırlanmadığı için, fena neticeler vermiş, memleket, birtakım maceracı ve tecrübesiz ellerde, maddeten ve manen perişanlığa doğru sürüklenmiştir. Millet bir kere daha geriye döndürülmüş, varlığımızın teminatı olan Atatürk inkılâpları birer birer hiçe sayılarak gerici zümrelerin çoğalmasına, doymak bilmeyen ahlâksız maddecilerin, millet zararına süratle milyonlar kazanmasına adeta yardım edilmiştir. Böylece, memlekette, ilmin ışığı yerine, taassubun kara görüşleri, ahlâk, namus ve dürüst çalışma yerine de süratle zengin olmak için her türlü ahlâki kayıtları hiçe sayan bir zihniyetin aşağılık ruhu hâkim olmaya başlamıştır... İdareciler, milleti her istedikleri tarafa sürükleyebilecekleri bir kalabalık, Devleti zorbalık ve kaba kuvvetle yürütülen bir makina telâkki etmişlerdir. Bu, çok eskilere ait bir anlayıştır, Bu asırda bu zihniyetle bir milleti idare etmeye imkân yoktur ve buna kimsenin de hakkı yoktur.

Milletin sözü-özü matbuat susturuldu

*İlim hiçe sayılmış, ilim yuvaları taarruzlara uğramış, milletin sözü ve özü olan matbuat susturularak her bakımdan tahribe çalışılmış, ordu, kötü ve zorba politikanın aleti yapılmak istenilmiş, milleti, kanlı bir ihtilâfa ve kardeş kavgasına götürecek vatan cepheleri kurulmuş, partizan idarenin korkunç kabusu bütün memlekette hakları ve hürriyetleri ayaklar altına alarak hayatı tahammül edilmez bir hale getirmiştir. Bir taraftan da milleti 19 milyar borca sürükleyen kalkınma edebiyatı ile bu feci olaylar gizlenmek istenmiştir.

İhtilal hükümetinin gayesi adalete, hürriyete dayanan 2. Cumhuriyeti kurmak

*İşte, muhterem üyeler, 27 Mayıs hareketi, memleketin istikbalini karanlıklara sürükleyen bu ahval içinde ve bu sebeplerden ötürü vuku bulmuştur. Şimdiye kadar olanlar sizlerce malûmdur. Bugün, İhtilâl Hükümetinin tek gayesi teminatlı bir demokratik nizam içinde, hakka, adalete, hürriyete, eşitliğe ve fazilete dayanan ikinci Cumhuriyeti kurmaktır. Bu maksatla bu büyük Kurucu Meclis vazifeye çağrılmış bulunuyor. … Yıkılan idarenin vatandaşlar arasına soktuğu düşmanlık his ve fikirlerinin bahtsızlığına uğrayanları, bunun utandırıcı bir aldanış olduğuna inandıracak ve milletimiz arasındaki kardeş düşmanlığının ortadan kalkmasına yardım edecektir. … Memleketin, bir an evvel, seçime hazır bir hale getirilmesinin; her bakımdan faydalı olacağı kanaatindeyim.

Hırslı politika havasından sakının

Cemal Gürsel ihtilal öncesinde, Celal Bayar’a mektup yazarak istifasını isteyen yerine de Adnan Menderes’in gelmesini öneren kişiydi. Bunu askerlik vazifesini aktif olarak icra ederken yapmaktan sakınmamıştı. İşte TSK mensubu iken siyasete dahil olan Gürsel, emekliye sevk edilince meslektaşlarına veda ettiği mesajda, “benim yaptığımı yapmayın” tavsiyesinde bulunuyordu. Şöyle demişti:

“Ordunun ve taşıdığınız üniformanın şerefini daima yüksek tutunuz. Şu sırada memlekette esen hırslı politika havasının zararlı tesirlerinden kendinizi korumasını biliniz. Ne pahasına olursa olsun politikadan katiyen uzak kalınız. Bu, sizlerin şerefi, ordunun kudreti ve memleketin kaderi için ehemmiyeti haizdir.”

Sadede gelirsem…

Hem ekonomi de hem dış politikada büyük sorunlarımız mevcut. Siyasette ise yaman bir kavga var. Düşündüm taşındım; "ne yazsam da kafalarında yer etsem" diye. Bu yöntemin isabetli olacağına kanaat getirdim. Umarım arkadaşlara faydası olur.

Milli şairimiz Mehmet Akif Ersoy da, “Tarihi ‘tekerrür’ diye tarif ediyorlar; Hiç ibret alınsaydı, tekerrür mü ederdi?” tespitini herhalde boşuna yapmadı…

Erden Arısoy

Erden Abi Ankara’nın saygıdeğer avukatlarından biriydi. Turgut Özal ve Mesut Yılmaz’ın da avukatlığını yaptı. Benim de sevgili dostumdu. Çok hatıramız var. Tavla oynamayı severdi. Yaklaşık 2 ay önce ofisinde buluşmuştuk. Hemen tavlanın başına oturtmuştu. Hazırladığım belgesel için de röportaj yaptık. Ama kader onu görecek kadar yaşamasına izin vermedi. Şu illet hastalık onu da aramızdan aldı. Nur içinde uyusun.

Fenerbahçe’nin hocası yabancı

Sporu severim. Gündemde Fenerbahçe’nin yeni hocasının kim olacağı konusu var. Fenerbahçe Başkanı Ali Koç’a yakın bir arkadaşım var. Ona sordum. Tek kelime söyledi: Yabancı.

Bana sorarsanız, İsmail Kartal’ın tercih edilmesini isterim.