Donald Trump'ın 20 Ocak 2025'te başlayan 2. Başkanlık Dönemi, dünyayı da Amerika’yı da sarsıyor. Trump, Avrupa’yla, Çin’le papaz oldu. Kankisi Elon Musk ile yolları ayırdı. ‘Hemen bitiririm’ dediği Rusya-Ukrayna Savaşı’nda çuvalladı.

Ülkesinin içinde ise isyanlar çıktı. Los Angeles'te ICE (Göçmenlik ve Gümrük Uygulama Dairesi) tarafından gerçekleştirilen baskınlar, Latin nüfusun tepkisine yol açtı. Protestocular polisle çatıştı.

55 sene sonra ilk kez bir Başkan, eyalet valisinin izni olmadan Ulusal Muhafız gönderdi. Trump kararını, ‘devlet otoritesine isyan’ gerekçesiyle açıkladı ama Kaliforniya Eyalet Valisi Gavin Newsom ve Los Angeles Belediye Başkanı Karen Bass aynı görüşte değildi. Onlar, Trump’un ‘anayasaya aykırı’ davrandığı ve ‘siyasi bir hamle’ yaptığı kanaatindeydiler.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye'de 2 milyon 768 bini geçici koruma statüsündeki Suriyeli, 1 milyon 90 bini ikamet izniyle kalanlar, 176 bini de uluslararası koruma altındakiler olmak üzere toplam 4 milyon 33 bin göçmen vardır" bilgilerini paylaşmıştı. 300 bin civarında da Afgan olduğu da belirtiliyor.

ABD’deki bu isyanın Türkiye’de iyi tahlil edilmesi gerekiyor. Gerçek şu ki; ‘göçmenler-mülteciler’ kötü niyetli çevreler tarafından rahatlıkla kullanılabilir. Los Angeles isyanına görünürde göçmen politikalarına duyulan tepki yol açmış olabilir ama iç ve dış dinamiklerin kışkırtmaları, payı da realitedir. Nitekim Trump, bu hususa dikkat çeken sözler söyledi.

‘72.5 millet’ dediğimiz Amerika demografik yığılmadan kurtulmaya çalışırken Türkiye’nin aksi yönde hareket etmesi sağlıklı bir yol değil.

Sungurlu’nun mesajı

Oltan Sungurlu ismi siyaset camiasında hem duayen hem de saygıdeğer demektir.

Uzun süre Adalet Bakanlığı yaptı. Kısa bir dönem de Milli Savunma Bakanlığı. Dürüstlüğü, çalışkanlığı, vatan ve millet sevgisinin yanında ‘Adalet’e hakkını veren bir politikacı olmasıyla tanınır.

Gümüşhaneliler 2002’den beri AKP’li isimleri Meclis’e yolladı. Bu yıllar kayıp ve sahipsiz yıllar olarak isimlendirilebilir. Zira Oltan Sungurlu’dan sonra Gümüşhane tabiri caizse öksüz kaldı maalesef.

Serhan Asker geçen pazar benim de memleketim olan Gümüşhane’deydi. Harika bir program yaptı. Şehrin tanıtımına büyük katkıda bulundu. Sevgili Serhan, Milliyet’ten mesai arkadaşım. Bir Gümüşhaneli olarak kendisine o program için teşekkür ediyorum.

Oltan Sungurlu Ankara’da yaşıyor ama her Kurban Bayramı’nı Gümüşhane’de geçirir. Serhan, CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökhan Zeybek’le birlikte Sungurlu’yu evinde ziyaret etti. Görkemli Hatıralar yayınında evinde sohbet edip bayramlaştıkları Oltan Sungurlu’dan herkese ders olacak bir mesaj paylaştı.

Sungurlu, bakanlık dönemiyle ilgili, “Adalet Bakanı olarak herhangi bir dosyaya dahlim olmadı. 3 Başbakanla çalıştım. İşime karışmadılar. Eğer müdahale etselerdi istifam hazırdı” dedi.

Darısı şimdikilere diyelim…

CHP’deki durum

CHP’de, belediyelere yapılan operasyonların sıkıntısı var. Bu atmosferde dikkat çeken diğer başlık da iç çekişme.

Kemal Kılıçdaroğlu ve ona yakın milletvekilleri duruşlarını koruyor. Özgür Özel genel başkan seçildikten beri Kılıçdaroğlu ve ekibini ayrı durmaktan vazgeçiremedi. ‘38. Kurultay Davası’nın sonucuna yönelik iddialar ise iç kavgayı başka bir boyuta taşıdı.

Meclis bahçesinde İzmir Milletvekili Salih Uzun’la CHP’yi ve davayı konuştuk. Parti içindeki ayrışmayla ilgili, “Böyle olmamalı. Bir formül bulunmalı” vurgusu yaptığını paylaşabilirim.

Ekrem İmamoğlu ve Kemal Kılıçdaroğlu herhalde Salih Uzun’u duymuş olacaklar ki kritik bir görüşme gerçekleştirdiler. Görüşmeyi İmamoğlu’nun istediğini ve Kılıçdaroğlu’na mektup yazdığını öğrendik.

İmamoğlu, Kılıçdaroğlu’ndan, ‘partiye zarar verecek, birliği bozacak’ bir tutum takınmamasını istemiş. Kılıçdaroğlu’nu üzen bazı söylemler için, ‘benim dahlim yok’ demiş.

Kılıçdaroğlu ise ‘Kurultay Davası’nın kendisinin dışında yürüyen bir süreç olduğunu vurgulamış ve partiye problem yaratacak bir tutum içinde olmayacağını ifade etmiş.

Bakalım bu görüşme savaş baltalarının gömülmesini sağlayacak mı?

Güzel Milletiz

MHP Hukuk ve Seçim İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı, Anayasa Komisyonu Üyesi Feti Yıldız hukukçu kimliği ile zaman zaman çarpıcı açıklamalar yapar.

Feti Bey’in bu minvaldeki son dikkat çeken açıklamasında şu ifadeler vardı:

“Milletsiz devlet olamaz, kişi özgürlüğünü esas almayan, eylem ve işlemleri yargı denetime açık olmayan devlet de hukuk devleti olmaz.

Adil olmayan bir yargı sistemi kişiyi de devleti de koruyamaz. Devleti savunmasız bırakacak sözde bir demokratikleşme de kimseye yarar sağlamaz.

Biz güzel bir milletiz, yeri gelince hemen kenetleniriz. Birbirimize sahip çıkarız. Bunun kıymetini bilelim...”