İran’da dini lider Hamaney’in ve onun yerine geçmesi söz konusu olabilecek bazı isimlerin öldürülmesi sonrasında bazı tartışmalar başladı.

Öncelikle, Hamaney, Humeyni ile aynı kuşak temsilcisi olarak yeni rejimin kurucularından birisi olarak bu makamda bulunuyordu. Yani kurucu babalardan birisiydi…

Ancak bugün artık o kuruculardan kimse kalmadı. Yerine gelecek olan kişinin artık kurucu ağırlığı olmayacak. Dolayısıyla bazı değişimler kaçınılmaz görünüyor.

Nasıl?

İran’daki tartışmalardan gelen bilgilere göre geniş bir kesim Hamaney’in yerine seçilecek dini liderin sadece dini konulardan sorumlu olmasını istiyor. Yani din işleri ile devlet işlerinin ayrılmasını öneriyorlar.

Toplumda bunun alt yapısının olduğunu yıllardır artan gösteriler ve tepkilerden biliyoruz.

Şimdi bu durumda 45 yıldır bir tür Şii şeriatı ile yönetilen ülkede ABD/İsrail saldırısı bir normalleşme vesilesi olabilir mi?

İran halkının beklediği normalleşmeyi, rejimi kısmen korumak isteyen İranlı mollalar bu vesile ile yaşama geçirirlerse Trump ve Netanyahu’nun beklediği halk hareketinin de önü kesilmiş olur.

Ancak ola ki daha şiddet yanlısı, baskıcı isimlerin isimleri bu görevlere gelirse o zaman işin rengi değişebilir. İran halkı ABD ve İsrail’i desteklemiyor, o kesin. Ancak aynı din farklı mezhepten olan Sünnilerin bir kısmının Trump ve Netanyahu ile ittifak içinde olduğu da ortada; değilse bile İran’ın bu ülkeleri vurması Sünni/Şii çatışmasını alevlendirme riski taşıyor.

Biz gelişmelere olumlu yanından bakalım.

Umarım İran’ı yönetenler, din ve devlet işlerini ayırmanın İran’ın ve İranlıların iyiliğine olduğunu; bu adımlarla İran’ın başka ülkelere rejim ihraç etme, başka ülkeleri yok etme gibi niyetinin olmadığını; olmayacağını ilan edebilirler.

Pentagon’un son açıklamaları da zaten İran’ın ABD’ye saldırma ile ilgili bir hazırlığı olmadığını teyit ediyor.

İran artık liyakat ile eğitimli, kültürlü, İran’ın köklü geleneğinden gelen insanları ile barışmalıdır. Diplomatlarından devlet adamlarına, bürokrasiden adalete kadar çağdaş bir devlet olmanın gereklerini yerine getirmelidir.

Netenyahu ve Trump’ın niyetinin bu olmadığını tüm dünya biliyor, ama yaptıkları şeyin hayırlı bir sonucu olması mümkün görünüyor.

Krizlerden fırsat çıkartmak diyoruz ya; savaşlardan barış çıkartmak da mümkün…

Umalım ki savaş daha fazla yayılmasın ve Sünni/Şii savaşına dönüşmeden bu adımlar atılarak ateş söndürülsün…

Bu vesileyle, Atatürk ve laiklik karşıtlarına, Suudi Arabistan’da atılan adımların, İran’daki tartışmaların ışığında laiklik ile ilgili ön yargılarını da yeniden gözden geçirmelerini öneririm.