Rusya’nın Azerbaycan’a yönelik densiz faaliyetleri sürüyor. Son olarak Kiev’deki Azerbaycan Büyükelçiliği bombaların hedefi oldu.
Büyükelçiliğin çevre duvarının yıkıldığı, bina, servis aracı, idari bina ve konsolosluk bölümünün hasar gördüğü bildirildi. Azerbaycan Dışişleri, “Büyükelçilik arazisine İskender tipi füzenin düşmesiyle ilgili olarak sert bir protesto dile getirildi ve kendisine konuyla ilgili bir nota verildi” dedi.
Rusya’nın saldırısı, uluslararası hukukun ihlali demek. Zira diplomatik misyonlara saldırılar yasak.
Azerbaycan’ın yönünü Batı’ya kırması, ABD, İsrail ve diğer Batı ülkeleriyle ilişkilerini geliştirmesi doğal olarak ‘Rusya’dan uzaklaşma’ manasına geliyor. Anlaşılan bu durum da Moskova’yı delirtiyor. Putin Azerbaycan’ın yüzünü Batı’ya dönmesine kızgınlığını bu ülkeyi hedef alan saldırılarla belli ediyor.
Azerbaycan ise olaylar karşısında sergilediği duruşla ‘bağımsız ülke’ portresini ortaya koyarken Putin’in ‘dikte etme’ heveslerini kursağında bırakıyor. Zengezur’da, Rus kontrolünün dışlanması ve Amerika’nın patron seçilmesi de, Rusya’nın nüfuzuna ciddi darbe vurdu. Azerbaycan’la birlikte Ermenistan’ın da Moskova’dan uzaklaşması Ruslar için ‘ağır yenilgi’ sayılabilir.
Putin’in sadece Azerbaycan için değil, Sovyetler Birliği’nden kopan diğer Türk cumhuriyetleri için de hayırlı rüya görmediği realite. Putin’in halen eski günlerin hayaliyle yaşadığını öngörmek mümkün. Türk cumhuriyetlerinin aralarındaki dayanışmayı geliştirmeleri güçlenmelerini hızlandıracak bir faktör. Bu açıdan Özbekistan'ın başkenti Taşkent'te düzenlenen ‘Orta Asya Devlet Başkanları 7. İstişare Toplantısı’nda Azerbaycan'ın üye yapılması faydalı bir adım. Aliyev, bu kararın geniş coğrafyada işbirliği ve etkileşimin güçlenmesine hizmet edeceğini söyledi.
Türk devletlerinin, adımlarını hesaplı atması, sıkı çalışması, kendi kendilerine yeter hale gelmesi geçmişin tekrar etmemesi açısından önemli. Mesela Rusların, Kazakistan ve Türkmenistan üzerinden İran'a 13 günde ulaşan tren seferi yapması düşündürücü.
Kardeş devletlerle birlikte ‘Rus sorunumuz’ olduğu açık…
İngiliz bakışı
Richard Moore ismi ilgilileri için yabancı değil. ‘Beşiktaşlı İngiliz’ olarak biliniyor. İngiltere’nin Türkiye Büyükelçisi idi. Oradan gitti dış istihbarat teşkilatının (MI6) başına geçti. Geçen ay bu görevinden de ayrıldı.
Moore, ‘dünya darmadağınık’ diyor. ABD, Çin, Rusya gibi ülkeler arasındaki sorunların büyük riskleri de beraberinde getirdiğini belirtiyor. Moore’ye göre Putin barış istemiyor ve Batı’yla oynuyor. Putin’e karşı Ukrayna’ya uzun menzilli silah verilmesi fikrinde. Putin’in durdurulamamasının Batı için prestij kaybı olacağını savunurken, Çin’e de cesaret vereceği kanaatinde.
Buradan hareketle Ukrayna’yı düşündüklerinden değil, Çin’e zayıf görünmemek için Putin’i durduracakları anlaşılıyor.
İtalyan General Marco Bertolini de Moore gibi düşünüyor. Bertolin, Rusya-Ukrayna çatışmasının sona ermesinin NATO ve tüm Batı için stratejik bir yenilgi anlamına geleceği kanaatinde. Bu açıklamalar Batı’nın Rusya ile savaşa hazırlandığına yönelik iddiaları güçlendiriyor.
Suriye’de teröristler için zaman daralıyor
Suriye Cumhurbaşkanı El Şara’nın Beyaz Saray’da kabul edilmesi, hem ülkesi hem de kendisi açısından prestij unsurudur. Şara’nın ABD temasları, KCK çatısı (SDG-PKK-YPG vs.) açısından sonun başlangıcı olabilir. KCK ve bileşenleri, Suriye’de entegrasyona direnmeye devam ederse şiddetli bir tokatla karşılaşabilir.
İsrail, Suriye’yi ve Türkiye’yi rahatlatacak çözümü engellemek için terör örgütü ile oynaşıyor. SDG’nin şımarıklığının altında yatan faktörlerden biri de bu. Lakin, Trump-Şara görüşmesi, Şam’da çözüme giden yolu kısaltacak denilebilir.
Hukuka saygı
İBB İddianamesi açıklandı ama ağzı olan konuşmaya devam ediyor. Mahkemeye intikal eden bir konuda, yargılamayı etkileyecek beyan ve tutumlar yasaktır. Soruşturma da gizliydi ama sağ olsun medyamız ve özellikle siyasilerimizin umurunda olmadı. Herkes kendi cephesinden konuştu, yorum yaptı.
Hani diyorum ki bari bu aşamadan sonra herkes hukuk kurallarına riayet etse fena mı olur?