"Dilde, Fikirde, İşte Birlik" düsturu; ülkeler için de insanlık için de ortak bir medeniyet kurmanın, cehaleti yenme ve toplumsal ilerlemeyi sağlamanın da en güçlü reçetesidir.
Cumhuriyetimizin kuruluş felsefesi çerçevesinde ilk yıllardaki uygulamalar işte bu kuram, bu ruhla gerçekleşti. Cumhuriyet aydınları Atatürk'ün başlattığı ortak dili kullanarak, nasıl hayati ortak fikirler üretip, ortak eylemler gerçekleştirdiler.
İki gün önce Başöğretmenimiz Mustafa Kemal Atatürk 'ün izinde bir 24 Kasım Öğretmenler Günü'nü daha idrak ederken, bu üç sacayağının, başta 'eğitim' ve 'kadına yönelik şiddet' olmak üzere, Türkiye'nin günümüz temel sorunlarına nasıl güzel çözüm sunduğunu düşündüm.
Ülkemizin birliği, dirliği, geleceği için bir terörist başından çözüm beklemek garabeti yerine; birlik beraberlik, kardeşlik için bunu hatırlamamız, acilen bu yolda ilerlememiz yeterli olacaktır
1. *Dilde Birlik: Dil ile Türk Halkının Hayatına Yansıyan Işık*
Cehaletle savaşın ilk adımı, okuma yazmayı zorlaştıran, halkın büyük bir kesimini bilgiye erişimden mahrum bırakan engelleri kaldırmaktır. Atatürk’ün Harf Devrimi bu nedenle sadece alfabe değişikliği değildir, aynı zamanda "Dilde Birlik" ilkesi İçin *zirve uygulamadır*. Yeni, sade dil ve ortak alfabe ile ülkenin en ücra köşesindeki vatandaş ile başkentteki aydın aynı bilgi kaynağında buluştu. Bu eylemle ulusal bilinç(Türkistan'daki adıyla; Milli Oyğanış) pekişirken, eğitimde fırsat eşitliği ve yanı sıra, Cumhuriyete aidiyet uygusu da sağlandı.
"Dilde Birlik" sağlanmadan, bilimin, hukukun ve modern düşüncenin ortak paydası oluşamazdı. Dolayısıyla dilin sadeleşmesi ile, cehaletin beslendiği en büyük damar kurutuldu.
2. *Fikirde Birlik: Akıl ve Bilimin Işığında Oluşan Toplumsal Vicdan*
"Fikirde Birlik" ilkesi, Atatürk'ün eğitim devriminin ruhudur. Türkiye Cumhuriyeti, 'teokratik' ve 'gelenekçi'(kadim) bir eğitim sisteminden, Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile birleştirilmiş; aydınlanmacı, laik ve bilimsel temellere dayanan yenilikçi(ceditçi) bir sisteme geçilerek fikir birliği hedeflenmiş ve ilerleyen kısa bir dönemde gerçekleşmiştir.
Bu sistem, bireylere sorgulamayı, eleştirel düşünmeyi ve pozitif bilimlere dayalı bilgileri öğreten bir *zihniyet devrimi*ydi. Fikir birliği, bu nedenle cehaletle mücadelenin kalıcı teminatı oldu.
Bir Cumhuriyet değeri olan bu fikir birliğinden uzaklaşma, adalet ve liyakatten uzaklaşmayı; eğitimde, çalışma hayatında fırsat eşitliklerinin bozulmasına neden oldu ve beraberinde de en acı kırılma noktası olan kadına yönelik şiddeti besledi. Çünkü Kadını birey değil, erkeğin isteklerini uygulayacağı mülk olarak gören, özgürlüğünü kısıtlayan her türlü erkek egemen düşünce, ulusun hayatında, ortak vicdanında çatlak yaratır. Fikirde Birlik, kadını erkeğiyle fırsatta eşit gören, saygı duyan ve koruyan, ortak ahlaki değerde buluşmayı sağlar. Şiddet ise, bu fikri birliğin en büyük düşmanıdır.
*3. İşte Birlik: Öğretmenle Başlayan Toplumsal Öğreti*
"İşte Birlik", dilde ve fikirde sağlanan uzlaşının, hayatın her alanına yayılması demektir. 24 Kasım'da önemini andığımız öğretmenlerimiz, bu kesintisiz eylem birliğinin ön safında yer alan meşalelerimizdir. Vatanımızın birliği, aydınlık geleceği olan . öğretmenlerimiz bu nedenle terörün; başta PKK ve IŞİD'in hedefi oldular. Hepsine rahmet olsun.
İnsan mimarı- mühendisi olan öğretmenler, ulusumuzun ortak hedeflerine ulaşması için yurdun dört bir yanında, siyasi görüş, mezhep veya etnik köken ayrımı gözetmeksizin aynı müfredatı, aynı bilimi ve aynı ulusal değerleri öğretme fiilini gerçekleştirirler. Bunun için çok iyi eğitilmeli, iyi yaşam koşulları sağlanmalıdır.
Öte yandan "25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü"nde ortaya koyulan tablo, yapılan değerlendirmeler bir kez daha gösterdi ki; şiddetle mücadele İçin bütün resmi kurum ve kuruluşlarla sivil toplumun kesintisiz bir eylem birliği yapması gerekiyor. Bu, sadece kanun yapıcıların değil; öğretmenlerin sınıfta, anne babaların evde, medyanın yayınlarında, kolluk kuvvetlerinin sahada, mahkemelerin adalette kararlı eylemiyle mümkündür.
Cehaletin ürünü olan kadına, çocuğa şiddetin son bulması için yasalar yetmez, şiddetsiz toplum için toplumsal eylem birliği şarttır. Kadına el kaldıran bir zihniyet, hangi sosyo kültürel gerekçeye sığınırsa sığınsın, ülkemiz İçin tehdit oluşturmakta, *İş Birliği* eylemimizi bozmaktadır.
Sonuç
Mustafa Kemal Atatürk'ün devrimci ruhu, bize; "Dilde, Fikirde, İşte Birlik" sağlanmadan çağdaş bir ulus olunamayacağını göstermiştir.
Bu nedenle yetiştirdiği yeni nesiller; dili doğru kullanan, fikri hür olan ve şiddete karşı eylemde birleşen bireyler olmak zorundadır. Atatürk’ün de işaret ettiği gibi, en zor savaş, ‘cehaletle savaş’, seferberlik halinde, vicdanımızın aydınlattığı her alanda, her vesileyle yılmadan sürdürülmelidir.